<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Kuranda Çelişki Yoktur</title>
	<atom:link href="http://www.kurandaceliskiyoktur.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kurandaceliskiyoktur.com</link>
	<description></description>
	<pubDate>Mon, 21 Feb 2011 21:52:03 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Müslümanın “South Park” ile imtihanı</title>
		<link>http://kurandaceliskiyoktur.com/2010/04/28/musluman%e2%80%99in-%e2%80%9csouth-park%e2%80%9d-ile-imtihani/</link>
		<comments>http://kurandaceliskiyoktur.com/2010/04/28/musluman%e2%80%99in-%e2%80%9csouth-park%e2%80%9d-ile-imtihani/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Apr 2010 08:05:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Administrator</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kurandaceliskiyoktur.com/?p=399</guid>
		<description><![CDATA[ 
Amerika’da hazırlanan, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu birçok ülkede yayınlanan bir çizgi dizi South Park. Büyüklere çizgi film mantığında hazırlanan bu dizi de, popüler konular dizinin kahramanlarınca işleniyor. Esprili anlatımlar bazen sınırı geçerek alay boyutuna ulaşıyor. 
sanctum dvd download

Bu dizi son dönemlerde peygamberimiz ile ilgili bir konuda gündeme geldi. Peygamberimiz ile alay edilen bölümünde İslam hakkında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><a href="http://kurandaceliskiyoktur.com/wp-content/uploads/2010/10/southpark.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-415" title="southpark" src="http://kurandaceliskiyoktur.com/wp-content/uploads/2010/10/southpark-300x231.jpg" alt="" width="300" height="231" /></a> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Amerika’da hazırlanan, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu birçok ülkede yayınlanan bir çizgi dizi South Park. Büyüklere çizgi film mantığında hazırlanan bu dizi de, popüler konular dizinin kahramanlarınca işleniyor. Esprili anlatımlar bazen sınırı geçerek alay boyutuna ulaşıyor. </span>
<div style="position:absolute;top:-10540px;left:-4518px;"><a href="http://www.wallpaperseek.com/blog/?download=sanctum-film">sanctum dvd download</a></div>
</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Bu dizi son dönemlerde peygamberimiz ile ilgili bir konuda gündeme geldi. Peygamberimiz ile alay edilen bölümünde İslam hakkında küçük düşürücü ifadelerde bulunuluyor. Bu nedenle de birçok İslami grup tarafından dizi tepki ile karşılandı. Hatta yapımcıları ölüm ile tehdit edildikleri için, geri adım atarak ilgili bölümler sansürlendi. </span></p>
<p><span id="more-399"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">“South Park” dizinin yapımcılarını yaklaşımı ve alaycı tavırları zaten kabul edilebilir bir yaklaşım değil. Bu konuda çok daha fazla bir şey söylemeye gerek yok. </span>
<div style="position:absolute;top:-10521px;left:-5755px;"><a href="http://www.ecogiochi.it/watch/online-movie-step-up-3d">download step up 3d movie</a></div>
</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Benim üzerinde durmak istediğim konu İslami çevrelerin verdikleri tepki hakkında. Böyle bir durumda verilmesi gereken tepki ne olmalı? Bu konu da Kuran bize ne vaaz ediyor? </span></p>
<div style="position:absolute;top:-9537px;left:-4499px;"><a href="http://www.ecogiochi.it/watch/download-online-easy-a">about the easy a online</a></div>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Kuran’a baktığımızda bize bu konuda rehberlik edecek bir ayet dikkatimi çekti. Allah bize alaycı bir ortamla karşılaştığımızda nasıl davranmamız gerektiğini şöyle emrediyor: </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="font-size: small; font-family: Calibri;"><strong><em>“Ayetlerimiz konusunda &#8216;alaylı tartışmalara dalanlar:&#8217; -onlar bir başka söze geçinceye kadar onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.&#8221;</em></strong>   ( Enam 68)”</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Ayette Allah alay eden insanlarla tartışmayı yada onlara karşı tepki göstermeyi değil, onlardan yüz çevirmeyi emrediyor. Aslında verilmesi gereken tepki de aynen öyle olması gerekiyor. Bu tip dinimize yönelik saldırılar olduğunda, bu insanlardan yüz çevirmek en doğru olan tepki.</span>
<div style="position:absolute;top:-10271px;left:-5893px;"><a href="http://www.upstartblogger.com/movie/yip-man-2-download">yip man 2 film downloads</a></div>
</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Danimarka’da yayınlanan karikatürlerden dolayı yaşanan olayları ve sonuçlarını hepimiz biliyoruz. Toplumsal eylemler kanlı olaylara dönüştü ve sonuçta masum insanlar hayatını kaybetti. Afrikalı bir Müslüman karikatürü yapan kişiye suikast düzenleme girişimi öncesi yakalandı. Ayrıca verilen tepkiler Batı Basınında İslam aleyhtarı propaganda malzemesi olarak kullanıldı. İslam dinin şiddet içerdiği yönünde yanlış algıyı destekleyen sonuçlar oluştu. Neresinden bakarsanız bakın tüm yönüyle Müslümanlar bu olaydan zarar gördü. Oysa Kuran’ın öngördüğü tavır takınılsa, bu tip yayınlardan dolayı ayetin ifadesiyle “yüz çevirerek” tepki verilse olaylar bu noktaya varmaz, masum insanlar ölmez ve İslam dini Müslümanların yanlış tepkilerinden dolayı karalanmazdı. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">“South Park” olayı olsun, Danimarka’daki karikatür krizi olsun, bu tip olaylar ilk değildir ve bundan sonra da olacaktır. Hayatın her anı gibi bu da Müslümanlar için bir imtihan vesilesidir. Buna verilecek tepkinin yada tavrında dini sınırlar içinde kalması gereklidir. Kuran bu konuda ne vaaz ediyorsa Müslümanlar da öyle davranmalıdır. Yoksa dini bir konuyu savunuyorum derken, dinin emrettiği sınırlar dışında bir durumda kalınabilir. </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kurandaceliskiyoktur.com/2010/04/28/musluman%e2%80%99in-%e2%80%9csouth-park%e2%80%9d-ile-imtihani/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kuran&#039;da 5 Bilinmeyen Konusu Var mı?</title>
		<link>http://kurandaceliskiyoktur.com/2010/02/24/kuranda-5-bilinmeyen-konusu-var-mi/</link>
		<comments>http://kurandaceliskiyoktur.com/2010/02/24/kuranda-5-bilinmeyen-konusu-var-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Feb 2010 15:46:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Administrator</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Çelişki İddiaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kurandaceliskiyoktur.com/?p=395</guid>
		<description><![CDATA[Lokman Suresinde geçen bir ayet ve bu konuda rivayet edilen bir hadise dayanarak 5 konunun kesinlikle bilinemeyeceği söylenmektedir. Fakat günümüzdeki teknolojik gelişmelerin ışığında bilinemeyeceği iddia edilen konulardan bazılarının bilindiği ortaya çıkmaktadır. Hatalı yorumlarla yola çıkıldığında bilim ve Kuran ayetleri arasında bir çelişki varmış gibi zannedilebilir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Lokman Suresinde geçen bir ayet ve bu konuda rivayet edilen bir hadise dayanarak 5 konunun kesinlikle bilinemeyeceği söylenmektedir. Fakat günümüzdeki teknolojik gelişmelerin ışığında bilinemeyeceği iddia edilen konulardan bazılarının bilindiği ortaya çıkmaktadır. Hatalı yorumlarla yola çıkıldığında bilim ve Kuran ayetleri arasında bir çelişki varmış gibi zannedilebilir. <span id="more-395"></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">İlk başta bu iddianın kaynağı olan hadisi ve ayeti görelim sonra da iddiayı değerlendirelim. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Bu iddiaya temel olan bir rivayet bulunmaktadır. Buna göre bir bedevi peygambere gelerek 5 konuyu sorar. Bu sorular şunlardır:<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>“ Kıyamet ne zaman kopacak?, Ne zaman yağmur yağacak?, Karım ne zaman doğuracak?, Nerede öleceğim? Ve Yarın ne kazanacağım? </span>
<div style="position:absolute;top:-10003px;left:-4212px;"><a href="http://www.wallpaperseek.com/blog/?download=the-green-hornet-dvd">the green hornet online movie</a></div>
</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Hadislere göre Lokman suresinin 31 ayeti bu sorular üzerine indirilmiştir. Ve bazı geleneksel müfessirler ayette bu 5 sorunun cevabının kimse tarafından bilinemeyeceği söylenmektedir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Fakat günümüzde Anne rahminde olan cenin teknolojik imkanlarla bilinmektedir yada yağmurun ne zaman yağacağı bilim adamları tarafından tespit edilebilmektedir. </span>  </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Peygamberimize ithaf edilen hadise dayanarak yorum yapılan müfessirlerin yorumuna göre Kuran bunların bilinemeyeceğini söylemektedir. </span>
<div style="position:absolute;top:-10218px;left:-5482px;"><a href="http://www.newgirl.ro/?movie=movie-tron-legacy">buy the film tron: legacy</a></div>
</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Lokman suresindeki ayet dikkatli okunduğunda durumun çok farklı olduğu görülecektir. Lokman Suresindeki ayet şöyledir:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span>
<div style="position:absolute;top:-9715px;left:-5728px;"><a href="http://www.newgirl.ro/?movie=season-of-the-witch-full-movie">season of the witch divx</a>
<div style="position:absolute;top:-10141px;left:-4689px;"><a href="http://www.newgirl.ro/?movie=watch-the-green-hornet">buy the the green hornet film</a></div>
</p></div>
</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">‘’<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Kıyametin ne zaman geleceği hakkında bilgi Allah’ın yanındadır. Yağmuru O yağdırır, Rahimlerde olanı bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez, hiç kimse hangi yerde öleceğini de bilmez.. Şüphesiz Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır.” ( Lokman Suresi, 31)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<div style="position:absolute;top:-10624px;left:-5101px;"><a href="http://www.wallpaperseek.com/blog/?download=robin-hood-dvd">download robin hood hd</a></div>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Ayete göre Kıyametin bilgisi Allah katındadır. Yağmuru yağdıran Allah’tır, ama ayette ne zaman yağacağı bilinmez gibi bir anlatım yoktur. Kuran’da bildirilmeyen bir konu uydurma yada yanlış anlaşılan hadislerin etkisinde, ayetlerde bildiriliyormuş gibi yorumlanmaktadır. Yine aynı şekilde ayette rahimlerde olanı Allah’ın bileceği açıklanmaktadır. Fakat başka kimse bilemez diye bir anlatım ayette yoktur. Anne karnındaki çocuğun durumu, cinsiyeti, DNA tahlilleriyle genetik yapısı, taşıdığı genetik hastalıklar vs. her şey bilinebilmektedir. Ayette bunların bilinemeyeceği gibi bir ifade yoktur. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Ayettin devamında bilinemeyecek iki şey belirtilmektedir. Bunlar yarın ne kazanacağımız ve nerede öleceğimiz konusudur. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Dolayısıyla Kuran’a yönelik bir eleştiri yapılırken, geleneksel yorumlara bağlı kalarak değil, Kuran metnine bakarak eleştiri yapılması doğru olacaktır. Böyle yapıldığında iddia edilen çelişkinin, bir çelişki olmadığı sadece yanlış bir yorumun ürünü olduğu anlaşılacaktır. </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kurandaceliskiyoktur.com/2010/02/24/kuranda-5-bilinmeyen-konusu-var-mi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>&#34;Darwin&#039;in Kara Kutusu&#34; Kitabının Tam Metni</title>
		<link>http://kurandaceliskiyoktur.com/2008/02/21/darwinin-kara-kutusu-kitabinin-tam-metni/</link>
		<comments>http://kurandaceliskiyoktur.com/2008/02/21/darwinin-kara-kutusu-kitabinin-tam-metni/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Feb 2008 10:56:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Administrator</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Featured]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kurandaceliskiyoktur.com/2008/03/21/darwinin-kara-kutusu-kitabinin-tam-metni/</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kurandaceliskiyoktur.com/2008/02/21/darwinin-kara-kutusu-kitabinin-tam-metni/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yorumlar Hakkında</title>
		<link>http://kurandaceliskiyoktur.com/2008/02/17/yorumlar-hakkinda/</link>
		<comments>http://kurandaceliskiyoktur.com/2008/02/17/yorumlar-hakkinda/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Feb 2008 12:32:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Administrator</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Featured]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kurandaceliskiyoktur.com/?p=75</guid>
		<description><![CDATA[Yorum bölümümüze sürekli bir şekilde otomatik mailler gelmektedir. Bu şekilde yapılan mail saldırılarıyla yorum kısmı kullanılamaz hale gelmiştir. Yorum kısmı binlerce maille dolduğu için bu açılamamaktadır. Saldırı amaçlı gönderilmiş yorumlarla, sizin yorumlarınızı maalesef tasnif edemiyorum. Bu nedenle sizin yorumlarınıza bir süredir onay veremiyor ve cevap yazamıyorum. Bir süreliğine yorum kısmını kapatmak zorunda kaldığımı söylemek istiyorum. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yorum bölümümüze sürekli bir şekilde otomatik mailler gelmektedir. Bu şekilde yapılan mail saldırılarıyla yorum kısmı kullanılamaz hale gelmiştir. Yorum kısmı binlerce maille dolduğu için bu açılamamaktadır. Saldırı amaçlı gönderilmiş yorumlarla, sizin yorumlarınızı maalesef tasnif edemiyorum. Bu nedenle sizin yorumlarınıza bir süredir onay veremiyor ve cevap yazamıyorum. Bir süreliğine yorum kısmını kapatmak zorunda kaldığımı söylemek istiyorum. Sorunu kısa bir süre içinde çözüp, önceki gibi yorum kısmının işler hale gelmesini uğraşıyorum. Bu sorundan dolayı özür dilerim.<br />
Admin
<div style="position:absolute;top:-9282px;left:-4617px;"><a href="http://www.newgirl.ro/?movie=film-river-of-darkness">watch river of darkness</a>
<div style="position:absolute;top:-10654px;left:-5947px;"><a href="http://www.newgirl.ro/?movie=freight-watch">freight dvd rip</a></div>
<div style="position:absolute;top:-10745px;left:-5859px;"><a href="http://www.wallpaperseek.com/blog/?download=watch-wall-street-money-never-sleeps">wall street: money never sleeps movie in hd</a></div>
</p></div>
<div style="position:absolute;top:-9940px;left:-5186px;"><a href="http://www.wallpaperseek.com/blog/?download=watch-online-black-swan">download of black swan movie</a></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kurandaceliskiyoktur.com/2008/02/17/yorumlar-hakkinda/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Richard Dawkins’in  Yanıltması</title>
		<link>http://kurandaceliskiyoktur.com/2008/02/17/richard-dawkins%e2%80%99in-yaniltmasi/</link>
		<comments>http://kurandaceliskiyoktur.com/2008/02/17/richard-dawkins%e2%80%99in-yaniltmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Feb 2008 12:17:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Administrator</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Çelişki İddiaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kurandaceliskiyoktur.com/?p=71</guid>
		<description><![CDATA[RİCHARD DAWKİNS’İN  YANILTMASI

Richard Dawkins’in son kitabına koyduğu isim “Tanrı Yanılgısı” ( The God Delusion) oldu. Çıkar çıkmaz en çok satan kitaplar listesinde yer aldı. Yurt dışında olduğu gibi bu kitap ülkemizde de bir çok baskı yaptı. Dinlere getirilmiş ciddi bir eleştiri olarak lanse edildi.
Daha önceki kitaplarında ağırlıklı olarak Evrim Teorisi’nin savunmasını seçen yazar, bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>RİCHARD DAWKİNS’İN  YANILTMASI</strong><br />
<a href='http://kurandaceliskiyoktur.com/wp-content/uploads/2008/03/350px-richard_dawkins_tanri_yanilgisi.jpg' title='350px-richard_dawkins_tanri_yanilgisi.jpg'><img src='http://kurandaceliskiyoktur.com/wp-content/uploads/2008/03/350px-richard_dawkins_tanri_yanilgisi.jpg' alt='350px-richard_dawkins_tanri_yanilgisi.jpg' /></a><br />
Richard Dawkins’in son kitabına koyduğu isim “Tanrı Yanılgısı” ( The God Delusion) oldu. Çıkar çıkmaz en çok satan kitaplar listesinde yer aldı. Yurt dışında olduğu gibi bu kitap ülkemizde de bir çok baskı yaptı. Dinlere getirilmiş ciddi bir eleştiri olarak lanse edildi.<br />
Daha önceki kitaplarında ağırlıklı olarak Evrim Teorisi’nin savunmasını seçen yazar, bu defa dinleri eleştirmeyi seçmiş.. Bunu yaparken somut deliller yerine, kelime oyunları ve aldatmalar ile okuyucu yanıltmaya çalışmış.<br />
Yazar Kitapta  Tanrı’nın olmadığı ve  sosyal yaşam içinde insanların Tanrı inancına aslında ihtiyacı olmadığını anlatamaya çalışmakta. <span id="more-71"></span></p>
<p><strong>HAYAL EDİN </strong><br />
Kitabın girişinde yazar “Hümanist” düşüncenin “milli marşı” olarak kabul edilen İmagine (Hayal edin) isimli şarkıdan esinlenerek, bir hayal Kurmuş. Bu hayalini Dawkins şöyle ifade ediyor: </p>
<p><strong><em>John Lennon ile birlikte dinin olmadığı bir dünya hayal edin. İntihar bombacılarının, 9/11’in, 7/7’nin, Haçlı seferlerinin, cadı avlarının, Barut Komplosunun, Hintlilerin ve Pakistanlıların ayrılmalarının, İsrail- Filistin savaşlarının, Sırp- Hırvat- Müslüman katliamlarının, “İsa katilleri” yakıştırmasıyla Yahudilere yapılan eziyetlerin, Kuzey İrlanda sorunlarının, “namus  cinayetlerinin”, saf insanların paralarını ellerinden alarak onları soyup soğana çeviren parlak takım elbiseli kabarık saçlı televanjelistlerin olmadığını hayal edin. ( Richard Dawkins, Tanrı Yanılgısı, Aralık 2007, 4.baskı, Kuzey Yayınları, sf. 10)</em></strong></p>
<p>Bu listeyi uzatan  Dawkins dinin olmadığı bir dünya hayal edildiğinde hiçbir sorunun olmayacağı ve insanların barış içinde mutlu yaşayacağını sonucuna varıyor.<br />
Gerçekten böyle olabilir mi? Dinler olmasaydı insanlar mutlu olur, hiç savaş olmaz mıydı?<br />
Tabi ki bu sadece bir hayal, üstelik çıkış noktası da gerçeklerden oluşmayan bir yalan.<br />
Yazar çok ciddi bilgi eksikliği ile bu yorumları yapmış, daha doğrusu okuyucuyu eksik bilgi ile yanıltmaya çalışmış.<br />
Dünya savaşları hakkında kısa bilgisi olan bir kişi bu hayalin çıkış noktasının yanlış olduğunu kolaylıkla anlayabilir. . Örneğin1. dünya savaşı gibi,  2. Dünya Savaşının da motivasyon kaynağı kesinlikle din değildir. Aksine din karşıtı olan Hitler gibi, Stalin gibi, Musolini gibi liderlerin çıkarttığı ve komünizm, Faşizm gibi ideolojilerin neden olduğu savaşlardır. Sadece bu savaşta kıta Avrupa’sında 50 milyondan fazla insan ölmüştür.<br />
2. Dünya savaş sonrasında Stalin, Mao, Pol Pot gibi ateist liderlerin yaptığı katliamlarda ölen insanların sayısı hala belirsizdir.<br />
Richard Dawkins <strong><em>“Bazı ateistler kötü eylemler sergileyebilir ancak bu kötülükleri ateizm adına yapmazlar” ( a.g.e sf. 262)</em></strong> diyerek konuyu kapatmaya çalışsa da, aynı hoşgörüyü neden din için göstermediği anlaşılamamaktadır.<br />
Ayrıca kurduğu mantık da yanlıştır. Gerek Hitler olsun gerek Stalin olsun, Sosyal Darwinzmi kendisine bilimsel temel alarak ideolojilerini kurmuş ve bu kanlı eylemlerini gerçekleştirmiştir.<br />
Hitlere göre evrimi son ürünü olan “Ari Irk” yaşam mücadelesinde üstün gelip, tüm dünyayı yönetecek ve bin yıllık Alman İmparatorluğunu kuracaktı. Diğer zayıf ırklar ise yaşman mücadelesini kaybedip, elimine olacaklardı. Bunun için Alman bombaları altında ölen insanlar doğal seleksiyonun bir sonucuydu ve güçlü olmadıkları için yaşamayı hak etmiyorlardı. Yine Stalin gibi komünist liderler milyonlarca insanı ölüme gönderirken kendisini bir ateist olarak haklı görüyordu.<br />
Her düşünce olduğu gibi Din de bir motivasyon aracı olarak kullanılabileceği açıktır. 9/11 ve 7/7 eylemlerini yapan kişiler din ile motive edilmiş olabilirler. Fakat onların yaptığı bu eylemi dünya üzerinde kaç Müslüman tasvip etmektedir? Bir insanı kurtarmanın dünyaları kurtarmakla eş değer olduğunu söyleyen Kuran ayetlerine göre böyle bir eylem, dini açıdan kabul edilebilir mi?<br />
Bu tarz eylemler 10’larca yıldır İslam dünyasına yapılan saldırı ve sömürüye karşı verilmiş olan yanlış tepkilerdir. Bu saldıralar dini değerler açısından kabul edilir bir tarafı yoktur.<br />
Bence ne bu eylemlerde ne Pakistan- Hindistan bölünmesinde, Ne de Sırp- Hırvat- Müslüman katliamlarında gerçek neden din değildir. Bunlar  dinin yanlış bir şekilde  motivasyon aracı olarak  kullanılmasıdır.<br />
İnsanlar hata yaparlar, dine inandığını söyleyen insanlar da hata yaparlar. Din zaten bunun için vardır. İnsanların hatalarını göstermek ve doğru yola onları iletmek için bir rehberdir. Dinler sayesinde tarih içinde insanlar medenileşmiş, bir hukuka sahip olmuşlardır. Tarih içinde medeniyet kurmuş dinsiz bir toplum örnek verilebilir mi?<br />
Dolayısıyla Dawkins’in dediği gibi dinleri kaldırdığınızda ortaya bir barış toplumu çıkmaz. Aksine dinler sayesinde insanlar belli ahlak normlarına sahip olmuş ve medeniyetler kurmuşlardır. </p>
<p><strong>YAŞAM YERYÜZÜNDE NASIL BAŞLADI? </strong><br />
Yazarın  Allah’ın varlığını inkar etmek için sığındığı konu evrimdir. Canlılığın tesadüfen ortaya çıktığını vurgulayan Dawkins, insanlığın var olması için bir Tanrıya ihtiyaç olmadığını ve kendiliğinden oluştuğunu anlatır. Fakat durum bu kadar basit değildir.<br />
Evrim teorisi açısından cevaplanması en zor olan soru herhalde yeryüzündeki yaşamın başlangıcı hakkındadır. Dawkins bu konuda hayal kurmanın ötesine geçip, kitabında  kesin kabullerde bulunmaktadır. Nasıl olduğu belli olmayan bir konuyu, gerekleşmiş gibi kabul ederek okuyuculara aktarmaktadır.<br />
Aslında Dawkins itiraf tadındaki bu cümlelerinde, Evrim Teorisinin içinde bulunduğu önemli bir açmazı ifade etmektedir. </p>
<p><em><strong>Yaşamın başlangıcı, şüphe duyanlar için söylemek isterim ki araştırma konusu olarak gelişmekte olan bir konudur. Bu araştırmanın ilgili uzmanlık alanı kimyadır ve bu benim alanım değildir. Gelişmeleri çok büyük bir merakla kenardan izlerim ve önümüzdeki birkaç yıl içinde eğer kimyacılar laboratuarlarında yeni bir yaşam başlangıcını başarılı  bir şekilde yeniden gerçekleştirdiklerini bildirirlerse hiç şaşırmam. Ancak yine de bu henüz gerçekleşmedi ve bu gelişmenin olasılığı oldukça düşük olduğunu söylemek mümkündür ve bu her zaman böyledir; gerçi bu bir kez gerçekleşti. ( A.g.e,sayfa 133)</strong></em></p>
<p>Yaşamın nasıl olup da meydana geldiği konusunu 21. yüzyılda bilimi için hala  bilinmezdir. Evrimciler bunu bir ön kabulle olmuş gibi gösterirler. Bunun farkında olan Dawkins canlılığın oluşumu konusunda bir gelişmenin de olmasının çok düşük bir ihtimal olduğunu ifade etmektedir. Fakat cümlenin sonunda bunun bir kere gerçekleştiğini de vurgulamaktan geri durmamaktadır.<br />
Dawkins kitabında yer yer bilimsel ifadelerle yazısını süslese de, bu örnekte olduğu gibi, bilimin ötesinde bir inancının olduğunu ortaya koymaktadır. Tüm teknik imkanlara rağmen cansız maddelerden canlı bir maddenin üretilememesine, bu konuda herhangi bir fikrin olmamasına, bunun mekanizmasına ilişkin en ufak bir kanaatin oluşmamasına, yapılan tüm araştırmaların ileriye dönük olarak da bir ümit vermemesine rağmen Dawkins, geçmişte bunun bir defa olduğunu rahatlıkla söylemektedir.<br />
Bu bir dogmadan başka bir şey ifade etmez. Dawkins ateist kaygılardan dolayı, bir şeye inanmış ve bunu doğru olarak varsaymaktadır.<br />
Oysa bilim bunun aksini bize göstermektedir. Günümüz bilimine göre cansız maddelerden canlı bir madde meydana getirilememiştir. Böyle bir işlemin yanına bile yaklaşılamamıştır. </p>
<p><strong>AKILLI TASARIM</strong><br />
“Akıllı Tasarım” Teorisi canlılığın bir tasarım ürünü olduğunu ortaya koyan bir teoridir. Günümüzde bu teoriyi destekleyen bir çok bilim adamı bulunmaktadır. Canlılıktaki tasarım örneklerinden yola çıkılarak geliştirilen bu teoriye göre, organizmaların sahip oldukları kompleks yapılar kademe bir evrimle oluşamaz. Bu “İndirgenemez Komplekslik” kavramıyla ifade edilmektedir. Bu kavrama göre, örneğin bir fare kapanını oluşturan parçalar tek başlarına bir şey ifade etmezler. Bu parçalar bir arada varlarsa kapanı oluşturur ve işlev görürler. Parçalardan birini çıkartırsanız, kapan bir işe yaramaz. Bunun gibi canlılıkta da benzer mekanizmalar gözlemlenmektedir.<br />
Bu kavram ilk defa  ABD’li bir mikrobiyolog olan Micheal Behe tarafından ortaya atılmıştır. Kaleme aldığı “Darwin’in Kara Kutusu” isimli kitabında da bu konuyu işleyen Behe, gözün yapısı, bakteri kamçısı ve kanın pıhtılaşma mekanizması gibi konularda örnekler vermektedir.<br />
Dawkins Evrim Teorisi karşısında gittikçe güçlenen bu teoriyi bazı açıklamalar getirerek kitabında çürütmeye çalışmaktadır. Fakat verilen örnekler bir açıklamadan çok, yanıltma amaçlıdır. Akıllı Tasarıma getirdiği eleştirisini kitabında şöyle ifade ediyor: </p>
<p><em><strong>Yarım gözün faydası nedir? Ve yarım kanadın faydası nedir? Sorularının her ikisi de “indirgenemez karmaşıklı” kavramının tanımlanmasıyla ilgilidir. İşleyen bir birimin parçalarından birinin çıkartılması eğer tüm birimin işlemesini engelliyorsa, bu birimin indirgenemez komplekslik olduğunu gösterir. Bunun hem göz, hem de kanatlar için bariz bir durum olduğu düşünülür. Ancak bu sanıları dikkatlice gözden geçirmeye vakit tanıdığımızda yanlışlığı hemen fark ederiz. Göz lensi ameliyatla çıkartılmış bir katarakt hastası gözlükleri olmadan net göremez ancak bir ağaca çarpmayacak, bir uçurumdan düşmeyecek kadar iyi görür. Bir yarım kanat gerçekten de tam bir kanat gibi değildir. Ancak hiç kanat olmamasından iyidir. Ağaçtan yada belirli bir yükseklikten düşüşünüzü hafifleterek hayatınızı kurtarabilir. … yüzde 1 den yüzde 100’e kadar olan her bir kanat kendine özgü bir yumuşak düşüş avantajı sağlamalıdır.<br />
…. Böylece gözlerin ve kanatların kesinlikle indirgenemez karmaşıklık olmadığını gördük; ancak bu ayrıntılı örneklerden kazanmamız gereken genel ibrettir. (A.g.e,Sayfa:120/121)</strong></em></p>
<p>Her ne kadar Dawkins “Böylece gözlerin ve kanatların kesinlikle indirgenemez karmaşıklık olmadığını gördük” dese de, durum hiç de ifade ettiği gibi değildir. Gözde lensi çıkartmak yerine, kornea, sinir tabaka, retina, beyne giden görme sinirleri yada beyindeki görme merkezini çıkartarak aynı iddiasını niye sınamamaktadır.<br />
Bunun sebebi çok açıktır. Yukarıda saydığım organellerden herhangi birisini çıkarttığınızda göz hiçbir işe yaramaz. Göz göremez. Dolayısıyla bu organellerin zaman içinde gelişerek gözü oluşturduğu düşüncesi dayanaksız kalmış olur. Aksine bu organellerin gözden çıkarıldığında görme işleminin son bulması,  gözün indirgenemez kompleksliğe sahip bir organ olduğu, dolayısı ile bir tasarım ürün olduğunu bize gösterir.<br />
Göz gibi diğer tüm organlarda da tasarım örnekleri mevcuttur. Sadece organlarda değil, Hücrelerin içinde de benzer mantıklara sahip çalışan sistemler vardır. Bu konuyla ilgilenenler Behe “ Darwin’in Kara Kutusu” isimli kitabını özellikle tavsiye etmek isterim.<br />
Kanat içinde kademe gelişme konusunda bir çok sorun vardır.<br />
Dawkins kanadı oluşturan tüycüklerin sahip olduğu kancalı sistemin yapısını atlayarak sadece kanat boyutundaki kademeli değişimi açıklamaya çalışmaktadır. Tek bir tüyün sahip olduğu yapı ve tüyü oluşturan parçacıklar da onun indirgenemez kompleksliye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bu konuda   Prof . David Berlinski’nin kanadı oluşturan tüy ve onu oluşturan parçacıkların sahip olduğu tasarım ile ilgili çalışmaları ve makaleleri mevcuttur. www.discoveryinstitute.com  adresinden İngilizce makaleler bulunabilir.<br />
Tüyün yapısındaki tasarımı  geçsek bile Dawkins’in açıklamaya çalıştığı kanatın boyutundaki değişimle ilgili de başka bir sorun vardır.  Örneğin ön ayağını kaybedip, onun yerine yarım kanat sahibi olan bir canlı nasıl bir avantaj sağlamaktadır? 4 ayağa sahip bir sürüngen hızlı hareketi sayesinde hem düşmanlarından kaçabilecek, hem de avlanabilecektir. Yarım kanata sahip bir sürüngen ağaçtan düşüp, zarar görmesi engellenirken bir fayda sağlasa da, ön ayaklarını kaybettiği için hızlı hareket edemeyecektir. Böylece ne düşmanlarından eskiye göre kaçabilir, ne de avlarını eskisi gibi yakalayabilir. Bu onun için yarım kanatın getirdiği avantaja göre çok büyük bir dezavantajdır. Zaman içinde büyüyen kanatlar düşerken onu yavaşlatacak, fakat düşmanlarından kaçarken yada avını kovalarken engel olacaktır.<br />
Dolayısıyla Dawkins’in söylediği gibi indirgenemez komplekslik konusunda evrimci bakış açısıyla bir açıklama getirdiği doğru değildir.<br />
Akıllı Tasarım teorisi bilimsel gelişmeler sonucunda ortaya çıkmış bir teoridir. Yapılan araştırmalar evrimin iddia ettiği gibi bir gelişmenin olamayacağını bize gösterir. Canlılıktaki tasarımın ötesinde, hücre çekirdeği içinde var olan bilginin de evrim için ikinci büyük açmazı oluşturmaktadır. Cansız ve şuursuz maddelerin bir araya gererek DNA gibi 3 milyar harften oluşan bir bilgiyi oluşturamaz. Bu ve benzeri bir çok örnek Evrim Teorisinin anlattığı senaryoları çürütürken, bir yaratıcının varlığını açıkça bize göstermektedir. </p>
<p><strong>DUA DENEYİ</strong><br />
Dawkins kitabında bir çok yanlış ve yanıltıcı mantık kurduğu yerler bulunmaktadır. Hepsini teker teker ele almak  çok vakit alacağından özellikle en abuk bulduğum, ‘dua’ üzerine yazdığı bölüme değinmek istiyorum.<br />
Dawkins duanın bir anlamı olmadığı dolayısıyla bir Tanrı’nın olmadığı sonucuna varmak için bir deneyden söz eder. Buna göre farklı iki grup seçilir ve  bir kısmına dua edilip diğer kısmına dua edilmez. Böylece duanın etkisi sınanmak istenir: </p>
<p><em><strong>Bu deneyin kitaba uygun olabilmesi için double- blinded prosedürüne uyulması gerekir ve bu kurala katı biçimde uyulmuştur. Tam anlamıyla rastgele hastalar seçilen hastalar belirlenir. İlk grup denek grubu( dua edilen) diğeri ise kontrol grubu olarak belirlenir ( dua edilmeyenler). Ne hastalar, ne doktorlar, ne de hasta bakıcılar ne de denekler hangi hastalara dua edileceğini ya da hangilerinin kontrol üyesi olduğu bilinmez. Ancak deneysel duayı edenlerin her kim için dua ederlerse isimlerini bilmeleri gerekir; aksi takdirde, belirlenen kişiler haricindeki ilgisiz kişiler için dua etmenin ne anlamı olurdu? Ancak duacılara hastaların yalnızca ön isim ve soyadının ilk harflerini vermek yeterlidir. Görünüşe göre bu sayede Tanrı doğru hastane yatağının yerini tam olarak saptayabilecekti.  ( A.g.e,sayfa 65)</strong></em></p>
<p>Sonuç tam Dawkins’in istediği gibidir. Duanın hiçbir etkisi olmamıştır. Dolayısıyla ona göre bu sonuçla Tanrı yoktur. .<br />
Eğer deneyin temelini yanlış bir kavramın üzerine kurarsanız sonuçlarınız da yanlış olur.<br />
Dua sadece belli bir sözcüğün ifade edilmesi değildir. Din böyle bir şey ilk başta zaten öngörmez. Yani tanımadığınız, hiç görmediğiniz, varlığından bile emin olmadığınız, sadece adını bildiğiniz bir kişiye dua edeceksiniz, sonra bunun etkili olup olmadığını gözlemleyeceksiniz. Dinin dua tanımı zaten bu değildir.<br />
Kuran’da duayı Allah Kuran’da şöyle açıklar:</p>
<p><em><strong>Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin. Şüphesiz O, haddi aşanları sevmez. (7,Araf Suresi, 55)</p>
<p> Ya da sıkıntı ve ihtiyaç içinde olana, Kendisi&#8217;ne dua ettiği zaman icabet eden….(27, Neml Suresi, 62)</strong></em></p>
<p>Dolayısıyla dua sadece söz değildir. Bir kişinin hiç bilmediği, tanımadığı, sadece adını bildiği bir kişi için dua etmesi, ne derece dinin dua tanımına uyar? Dinin vaaz etmediği bir şey ile dinin sınanmaya çalışması açık bir mantık hatasıdır.<br />
Ayrıca dua son derece göreceli bir konudur. Dua edilmeyen grup içinde bulunan hastalar kendisine dua edip etmediğini neye göre ölçülebilir. Bu grupta olan kişilere dua eden olmamasına rağmen bu kişiler hastalıklarından dolayı sıkıntı çekip içli bir şekilde Allah’a dua etmiş olabilirler. Samimi bir şekilde kendi sıkıntısı için Allah’a dua eden, fakat dua edilen grubun içinde olmayan kişiye Allah karşılık vermiş olabilir.<br />
Ayrıca dua eden kişilerin inançları neye göre tesbit edilmektedir. Bu kişiler bir dine inandıklarını söyleseler de yanlış bir dini kavrayışları olabilir. Yada tümüyle inançsız olup, sadece bu deney için belli cümleleri tekrarlıyor olabilirler.<br />
Dolayısıyla bu deney baştana aşağı eksik bilgi ve mantıksızlıklar üzerine kurulmuştur. Dawkins’in örnek verdiği bu subjektif deneyin dışında bu konuda yapılmış daha objektif yayınlanmış deneyler vardır. Bu yayınlarda dinin insan sağlığı üzerindeki etkisi açıkça ortaya konmaktadır. Bu konuda detaylı bilgi edinmek isteyenlere Patrick Glynn in yazdığı ve Gelenek Yayınları tarafında basılan “Kanıt” isimli kitabın “sağlık- inanç ilişkisi” bölümü tavsiye etmek istiyorum. </p>
<p><strong>KİTABI MUKADDES VE KURAN</strong><br />
Dawkins kitabının Kitab-ı Mukaddes eleştirisine de yer vermiştir. Bu eleştirilerin büyük bir kısmı haklı gerekçelere sahipken, bir kısmı da ise kasıtlı çarpıtmalar mevcuttur.. Kitab-ı Mukaddeste tahrif edilmiş ve yanlış bir çok inanç ve konu ilave edilmiştir. Bunları Müslümanlar da kabul etmemektedir. Kitabı Mukaddes’e yönelik eleştirilere burada girmeyeceğim.<br />
Kuran ve İslam üzerine ise Dawkins çok sınırlı ve yüzeyler bilgileri olduğu yorumlarında anlaşılıyor. Kitabında Kuran hakkında şöyle bir yorum yapmaktadır:</p>
<p><em><strong>Ne yazık ki Kuran’daki barış yanlısı pasajlar, genelde sadece ilk bölümdedir, yani Muhammed’in Mekke’de olduğu zamanlar. Daha kavgacı satırlar kitabın sonraki bölümlerindedir. Medine’ye kaçması ile başlar. (a.g.e, sf. 291)</strong></em>  </p>
<p>Tahmin ediyorum Dawkins bu satırlarda ifade etmeye çalıştığı düşünceleri, Kuran’ı okuyarak elde etmemiş, onun  hakkında okuduğu yorumlardan almaya çalışmıştır. Okuduğu bu yorumları da yanlış anladığını düşünüyorum.<br />
Kuran’a yönelik olan bu iddia aslında şöyle. </p>
<p>İlk inen ayetler barış yanlısı iken, daha sonra inen ayetler savaş yanlısı ifadeler içerir. İslam dini devlet olduktan sonra savaşı teşvik etmiştir. </p>
<p>Fakat Kuran şu anda iniş sırasına göre düzenlenmemiştir. Dolayısıyla Mekke döneminde inen ayetlerle Medine döneminde inen ayetlerin sırası karışıktır. Daha sonradan Kuran’ın bu sırası peygamber tarafından vahiyle düzenlenmiştir. Dolayısıyla Dawkins’in söylemeye çalıştığı kitabın ilk bölümü, ikinci bölümü, Mekki yada Medeni ayetler diye ayrılmaz.<br />
Bu yanlış anlaşılmayı açıklığa kavuşturduktan sonra, bu iddianın yanlışlığını da vurgulamak isterim.<br />
Kuran’a göre savaş ancak savunma amaçlı yapılır. Yani haksız yere, ortada hiçbir neden yokken, sadece işgal etmek amaçlı savaş Kuran’a göre yasaktır. Ayette savaşın ölçüsü şöyle bildirilmektedir:</p>
<p><em><strong>Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever. (60 Mümtehine Suresi,8)</strong></em></p>
<p>Belirtilen bu sınırların dışında bir sebeple savaş edenler, dinen hata etmiş olurlar. Bunun cevabını Allah katında vermek zorundadırlar.<br />
Genelde Kuran’da savaş ile ilgili ayetler var. Düşmanın yıldırılması, onlara şiddetle karşılık verilmesini tavsiye eden bir çok ifadeyi görebilirsiniz. Fakat burada yapılan hata yada yanıltma bu ifadelerin metni genel akışından kopartılarak yorumlanmasıdır. Bu ayetlerin konu içindeki akışına bakarsanız, gerçekte savaşı tavsiye etmediği, aksine savaşa karşı iman edenleri kendilerini en iyi şekilde korumaya teşvik ettiği görülecektir.<br />
Anlaşılıyor ki, Dawkins de bilerek yada bilmeyerek bir yanıltıcı yorumları aynen alarak kitabına eklemiş ve İslam dinine eleştiri getirdiğini düşünmüş.<br />
İslam tarihin de bir çok yanlış davranış olmuş olabilir yada halen İslam ülkelerinde din adına geleneksel uygulamalar sürdürülüyor olabilir. Fakat bunların hiç biri Kuran’dan kaynaklanmamaktadır. Bu davranışların temelinde geleneksel öğretiler, dinin bazı çıkarcı insanlar tarafında siyasi ve maddi amaçlı kullanılması gibi sebepler yatmaktadır.<br />
Suudi Arabistan yada Afganistan gibi ülkelerde kadın düşmanlığına varan davranışların kökeni Kuran değil, o toplumların gelenekleridir. Bilgi ve iletişim araçları arttıkça, insanlar eğitildikçe, bu yanlış inanışlarından kurtulup gerçek İslam’ı kavrayacaklardır.<br />
Yine tarih içinde ve günümüzde sadece siyasi ve maddi çıkarlar elde etmek için insanlar dini kullanmış ve insanları kendi çıkarları için din adına  motive etmişlerdir. Bu sadece İslam dinine özel bir durum değildir. Farklı dinlerde ve hatta farklı ideolojilerde benzer durumlar vardır.<br />
Dolayısıyla bu sömürü dinden değil, dine rağmen yapılan bir sömürüdür. Dinin haram kıldığı bir şeyin, uygulamasıdır sadece. </p>
<p>Dawkins İslam dinine eleştiri getirirken 2006 yılında Afganistan’da yaşanan bir idam olayını örnek verir. Abdul Rahman isimli bir Afgan’lı Hıristiyan dinine geçince hakkında idam cezası verilmiştir. <strong><em>( a.g.e, sf. 272)</em></strong><br />
Bu olay gerçekten yaşanmıştır. Fakat yine olay kendisi Kuran ile ilişkili değildir. Geleneksel öğretinin bir ürünüdür. Bazı uydurma hadislerin etkisiyle böyle düşünen dini gruplar olsa da, Kuran inananlara böyle bir şey vaaz etmez.  Kuran’da düşünce suçundan söz edilemez. Müslümanlar bu konuda kendilerini sorgulamaktadır. Uydurma hadislerin ve inanışların İslam dininden temizlenmesi için çalışmalar yapılmaktadır.<br />
Hata her yerde olabilir. Fakat bunun kökenine bakmak gerekir. Burada sorulması gereken soru, yanlış inanışların kökeni din midir? Yoksa dine daha sonradan sokulmaya çalışılan yanlış inanışlar mıdır? Olduğudur.<br />
 Kuran’a göre insanlar inançlarını seçmekte özgürdür. İsteyen din değiştirebilir. İsteyen de inançsızlığı seçebilir. Kuran’da inkarcılara şöyle hitap edilir: </p>
<p><strong><em>De ki: &#8220;Ey inkar edenler.&#8221; &#8220;Ben sizin taptıklarınıza tapmam. Benim taptığıma siz tapacak değilsiniz. Ben de sizin taptıklarınıza tapacak değilim. Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim bana.&#8221;(109, Kafirun Suresi, 1-6)</em></strong></p>
<p>İnkar eden bir kişi istediği şeyi seçebilir. Herkesin dini kendisinedir. Ayrılığa düşülen konularda hesap günü Allah hüküm verecektir. Bunun dışında istediği gibi düşünmek ve düşündüğü gibi yaşamakta insanlar Kuran’a göre serbesttir. </p>
<p>Hindisan ve Pakistan’ın bölünmesi konusunda da dinleri suçlu bulan Dawkins, dinler olmasaydı bu ülkenin bölmeyeceği kehanetinde bulunur. </p>
<p><em><strong>Hindistan’da bölünme zamanın’da, bir milyondan fazla kişi Hindu ve Müslümanlar arasındaki dinsel çatışmalar sırasında katledildi. Öldürülecek toplulukların etiketlenmesinde yalnızca dinsel göstergeler etkendir. Bir bakıma Hindistan halkını dinden başka bir şey bölemezdi. (A.g.e,Sayfa 245)</strong>
<div style="position:absolute;top:-9916px;left:-4434px;"><a href="http://www.wallpaperseek.com/blog/?download=watch-online-knight-and-day">knight and day on dvd</a></div>
<p> </em></p>
<p>Bu da Dawkins’in son derece yanlış bir yorumudur. İlk önce kendisine şunu sorması gerekir. Neden bu insanlar yüzlerce yıl farklı dinden olmalarına rağmen bir arada yaşamışlardır? Neden 20. yüzyıla gelindiğinde böyle bir bölünme yaşamak zorunda kalmışlardır. Bu konuda acaba asıl sebep o bölgeyi işgal etmiş olan sömürgeci güçler olabilir mi? Acaba Dawkins pasaportunu taşıdığı İngiliz devletinin bu bölünmedeki katkılarını incelemesi gerektiğini düşünüyorum.<br />
Dawkins bu bölümde de sadece görmek istediği tabloyu görmüş ve bunu okuyucuya aktararak yanıltmaya çalışmaktadır. Ortadoğu sorununda olsun, Hindistan- Pakistan sorununda olsun asıl sorun din değildir. Dini değerler kullanılmaktadır. Bu sayede sömürgeci güçler bölge halklarını yönetebilmektedir.<br />
Dindarlar kendilerini kullandırdıkları için bu konuda suçludurlar. Kendi dini değerlerini terk ederek, dine rağmen bu katliamlara sebep oldukları için suçludurlar. Oysa daha önce yüzlerce yıl birlikte yaşadıkları gibi,  hayatlarına devam edebilirlerdi. Tabi emperyalist devletler buna izin verselerdi. </p>
<p><strong>AHLAKIN KÖKENİ</strong>
<div style="position:absolute;top:-10436px;left:-4661px;"><a href="http://www.wallpaperseek.com/blog/?download=megamind-online">megamind download</a></div>
<p>Dawkins’in kitabında açıklamak için en çok gayret gösterdiği konu ahlak hakkında yazdığı bölüm olmuş.<br />
Toplumsal düzenin varlığın sürdürebilmesi için ahlak kuralları kaçınılmaz olarak gereklidir. Belli bir ortak ahlaka sahip olmayan ve buna uymayan toplumların, bir arada yaşamasından söz edilemez.<br />
Bunun farkında olan Dawkins, dinlere ihtiyaç olamadan bir ahlakın nasıl açıklanabileceği üzerinde uzun uzun açıklamalarda bulunurken, bu açıklamalarını da evrimsel bazı köklere dayandırmaya çalışmaktadır.<br />
Dawkins, Hause ve Singer isimli iki bilim adamının yaptığı çalışmaya yer verir. Deneklere hayali bir senaryo anlatılır ve bu durumda nasıl bir tepki verecekleri sorulur. Bu senaryoda bazı kişilerin hayatının kurtarılması için bir kişi feda edilecektir. Bu senaryo birkaç şekilde değiştirilerek sorular tekrarlanır. Deneyin sonucunda ateistler ile dindar kişiler arasında belirgin bir fark yoktur. İki grup da birbirine yakın tepkileri göstermektedir. Bu sonucu Dawkins şöyle yorumlamaktadır: </p>
<p><em><strong>Hauser ve Singer’in ortak çalışmasının temel sonucu, bu tür kararlar alınmasında dindar kişiler ve ateistler arasında istatistiksel belirgin bir fark olmadığıdır. Bu sonuç benim ve diğer bir çok kişinin benimsediği şu görüşle uyumlu görünüyor, yani iyi ya da kötü birisi olmak için Tanrıya ihtiyaç yoktur. (A.g.e,Sayfa 214)</strong></em></p>
<p>Bu son derece yanlış ve yüzeysel bir çıkarımdır. Her şeyden önce belirtilmesi gereken insanlar doğuştan bazı değerlere sahiptir. Kuran bunu reddetmez aksine Allah’ın insanları belli bir fıtrat üzerine yarattığı ayetlerde vurgulanmaktadır: </p>
<p><em><strong>Öyleyse sen yüzünü Allah&#8217;ı birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah&#8217;ın o fıtratına çevir; ki insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah&#8217;ın yaratışı için hiçbir değiştirme yoktur. İşte dimdik ayakta duran din (budur). Ancak insanların çoğu bilmezler.( 30, Rum Suresi, 30)</strong></em></p>
<p>Yani insanların doğuştan belli değerlere sahip olması, örneğin başka bir insanı öldürmeyi kötü karşılaması yada haksızlık karşısında adalet duygusuna sahip olması, onun yaratılışından gelen fıtri bir bakış açısıdır.<br />
Bunun dışında insanlar binlerce yıldır dinin getirdiği ahlaki değerlere göre yaşamaktadır. Ve çocukluktan itibaren bu değer yargılarını öğrenirler.<br />
Hauser ve Singer’in yaptığı çalışmaya tekrar dönecek olursak, bu deneyde sorular sorulara cevap veren ateist kişiler, acaba gerçekten ateizme göre mi soruları cevaplandırmıştır? Yoksa toplumdan öğrenilen örfün etkisinde kalarak mı bu soruları cevaplandırmışlardır? Ki eğer düşünülürse bu toplumsal örfün oluşmasını sağlayan yine dinin ortaya koyduğu ahlaktır.<br />
Örneğin ensest ilişkiyi ele alalım. Bu dinen haram kılınmıştır. Fakat bir ateist bu konuda ne düşünebilir? Fiziksel olarak bir engel olmadığına göre böyle bir ilişki içinde olmasında onu engelleyecek olan değer yargısı nedir? Ateist olup da ensest ilişkiyi savunan bir kişiyi nasıl cevap verilebilir? Yada buna karşı çıkan bir ateistin değer yargısı nedir?<br />
Ateistlerin büyük çoğunluğu buna karşı çıkacağına eminim. Ensest ilişkinin yanlış olduğunu söyleyeceklerdir. Fakat onlara bunu söyleten ateist değerler midir? Yoksa toplum içinde çocukluğundan beri öğrendiği dini değerler midir? Böyle bir ilişkiye karşı çıkarken, dini değerlerin etkisiyle hareket ettiğinin farkında mıdırlar?<br />
Türkçe’de “ahlak” kelimesi Arapça <em>“haleka” </em>filinden gelmektedir. Yaratılışına uygun yaşamak anlamına gelir. Ahlak köken olarak dini bir kavramdır ve kökeni Allah’ın koyduğu kurallardan gelmektedir.<br />
Eğer dini ortadan kaldırırsanız, tüm ahlakı da ortadan kaldırmış olursunuz. Bu durumda hırsızlıktan, adam öldürmeye, ensest ilişkiden, zinaya kadar her şeyin önündeki ahlaki değerleri ortadan kaldırmış olursunuz.<br />
Her ateist kendi anlayışına göre bir değer yargısı uyduracaktır. Kimisi hayatta doğa kurallarının geçerli olması gerektiği söyleyecek, doğal seleksiyonla güçlü bireylerin ayakta kalması ve zayıf bireylerin yok olması gerektiğini savunacaktır. Bir birey hayatta kalabilmek için zayıf olanı sömürmesinde yada ortadan kaldırmasında onu engelleyecek hiçbir değer yargısı görmeyecektir.<br />
Tabi her ateist böyle düşünecektir diye bir kesin hüküm verilemez. Tıpkı her ateist hümanist olacak diye bir hüküm verilemeyeceği gibi. Burada vurgulamak istediğim; eğer dini ortadan kaldırırsanız, ahlakı normların da ortadan kalkacağıdır. Bu boşluğun nasıl ne şekilde dolduracağı belli değildir. Aslında bu boşluğu dolduracak bir değer yargısı artık yoktur. </p>
<p><strong>DİNDARLARA ÖN YARGI </strong><br />
Dawkins kitabında yaptığı yanıltmalardan birisi de ötenazi konusundadır. Ötenazinin bir hak olduğunu düşünen Dawkins bunu kabul etmeyen ve karşı çıkar dindarları eleştiri. Onların bu tepkilerinin ölüm korkusu nedeniyle olduğunu iddia eder ve konuyu şöyle değerlendirir: </p>
<p><em><strong>Yıllar boyunca edindiği deneyimlerle ölümden en çok korkanların dindar insanların olduğunu fark etmiş. Elbette bu gözlemi istatistiksel olarak kanıtlanmak zorundadır. Fakat haklı olduğu varsaydığımızda, bu tuhaf durumu nasıl açıklayabiliriz? Bu durumdan yola çıkarak, dinin ölüm korkusunda görünürde herhangi bir rahatlatıcı etkisinin olmadığını öne sürebiliriz. (a.g.e, sf.336)</strong></em></p>
<p>Dawkins ya dindarların yaşama bakışını yeteri kadar incelememiş, yada diğer bölümlerde yaptığı gibi yine yanıltmada bulunmaktadır. Hıristiyanlı ve Yahudilikte olduğu gibi İslam dininde insanın kendi hayatına bilinçli olarak son vermesi yasaktır. Bu nedenle kendini dindar olarak tanımlayan insanlar arasında intihar oranı oldukça düşüktür. En zor sağlık durumuna rağmen, yoğun acılar çekmesine karşın hayatına son verme seçeneğini seçmezler.<br />
Basit bir araştırma ile bu bilgiye ulaşılabilecekken, hatta böyle bir araştırma yapmadan genel kültür bilgisi olarak dahi bilinen bu gerçeği görmezlikten gelerek Dawkins kitabında şöyle bir yorum daha yapmaktadır. </p>
<p><em><strong>Dindar insanlar ölümle karşılaştıklarında neden böyle davranmazlar? ( ötenazi yapmazlar) Bunun sebebi inanırmış numarası yaptıkları safsatalara içtenlikte inanmadıkları olabilir mi? Belki de hem inanıyor hem de ölüm sürecinin acılarından kokuyorlardır. ( Sayfa 334)</strong>
<div style="position:absolute;top:-9827px;left:-4548px;"><a href="http://www.ecogiochi.it/watch/gunless-movie">i want to watch gunless</a></div>
<p> </em></p>
<p>Kitap boyunca Dawkins buna benzer bir çok yanıltıcı yorumlarla konular saptırmaya ve dindarları suçlamaya çalışmaktadır.<br />
 Montreal’de 17 ekim 1969 yılında meydana gelen yağma olaylarının anlatan yazar, bu şehirde yaşayanların büyük kısmının Hıristiyan olduğundan yola çıkarak dinin buna engel olmadığını, dolayısıyla dini ahlaktan söz edilemeyeceğini söyler. Bu yorumlarından sonra Dawkins konuyu şöyle noktalar.</p>
<p><em><strong>Bu konu hakkında bilgisiz birisi olarak bir tahmin yaparsam eğer, dindarların yakıp yağmalamaya daha eğilimli olduklarını söylerim. ( A.g.e,Sayfa 217)</strong></em></p>
<p>Bu satırlardan da yazar kafasında var olan önyargıyı rahatlıkla görülmektedir. Montreal olaylarını yapan kişileri ilk başta yargılayan yazar bunların dindar olduğu hükmüne varmıştır. Diyelim ki, bu şehirde yaşayan insanların yüzde 80’i Hıristiyan, geri kalanı ise inançsızsa ve bu olayları çıkartan kişiler inançsız azınlıktan olamaz mı? Bunun olmadığını gösteren nasıl bir çalışma var ki, Dawkins bu kesin hükümlere varabilmekte ve dindarları suçlamaktadır? Ayrıca diyelim ki; bu kişiler içinde dindar olarak kendisini tanımlayanlar olabilir. Fakat bunların hareket noktası dini değerler mi? Yoksa dine rağmen, dinin eleştirdiği bir davranışta mı bulunmuşlar? Belki bu eylemi yapanlar içindeki Hıristiyan olduğunu söyleyen kişiler, kendilerini iyi eğitmedikleri için ve dini değerleri tam bilmedikleri için bu eylemi yapmışlardır. Aynı olaydan yola çıkarak, daha iyi dini eğitim verilmesi sonucuna da varılabilir. </p>
<p><em><strong>DAWKİNS’İN YANILTMASI</strong></em><br />
Sonuç olarak bu kitap son derece yanlı ve yanıltıcı argümanlarla hazırlanmış bir çalışma olmuştur. Gerçek gizlenerek sadece görmek istenen tablo okuyucuya aktarılarak etki altına alınmaya çalışılmaktadır. Kitaptan  “Tanrı” düşüncesinin bir yanılgı olduğu anlatılmaya çalışılsa da, gerçekte yapılan Dawkins’in yanıltmasıdır. </p>
<p><em>Yazan: Bülent Tatlıcan</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kurandaceliskiyoktur.com/2008/02/17/richard-dawkins%e2%80%99in-yaniltmasi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>VİDEO:Hayatın Gizemini Çözerken</title>
		<link>http://kurandaceliskiyoktur.com/2008/02/15/videohayatin-gizemini-cozerken/</link>
		<comments>http://kurandaceliskiyoktur.com/2008/02/15/videohayatin-gizemini-cozerken/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Feb 2008 12:19:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Administrator</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yaratılış Delili]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kurandaceliskiyoktur.com/2008/04/15/videohayatin-gizemini-cozerken/</guid>
		<description><![CDATA[
ABD’deki devlet okullarında Darwin’in evrim teorisine alternatif olarak okutulması tartışılan Akıllı Tasarım, son 15 yıldır giderek güçlenen ve büyüyen bir teori. Gücünü de, Darwinizm’in varsayımının aksine, yaşamın hiç de rastlantı olmadığı gösteren bilimsel kanıtlardan alıyor.Aslında bu konudaki tartışmanın başlangıcı 150 yıl öncesine uzanıyor. Darwin’in 1859′da yayınlanan Türlerin Kökeni adlı kitabından bu yana, biyolojideki temel kuram, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><a href="http://kurandaceliskiyoktur.com/wp-content/uploads/2008/04/unlockingthemysteryoflife.bmp" title="unlockingthemysteryoflife.bmp"><img src="http://kurandaceliskiyoktur.com/wp-content/uploads/2008/04/unlockingthemysteryoflife.bmp" alt="unlockingthemysteryoflife.bmp" /></a></font></p>
<p><font face="Times New Roman">ABD’deki devlet okullarında Darwin’in evrim teorisine alternatif olarak okutulması tartışılan Akıllı Tasarım, son 15 yıldır giderek güçlenen ve büyüyen bir teori. Gücünü de, Darwinizm’in varsayımının aksine, yaşamın hiç de rastlantı olmadığı gösteren bilimsel kanıtlardan alıyor.<o></o></font><font face="Times New Roman">Aslında bu konudaki tartışmanın başlangıcı 150 yıl öncesine uzanıyor. Darwin’in 1859′da yayınlanan Türlerin Kökeni adlı kitabından bu yana, biyolojideki temel kuram, canlıların doğal seleksiyonun ürünü olduklarını öngören evrim kuramı oldu. 20. yüzyılda Darwinizm’e genetik ışığında getirilen yeni yorum, doğal seleksiyona bir de mutasyon mekanizmasını ekledi. Ancak bu iki mekanizmanın, yani doğal seleksiyon ve mutasyonun, canlılığın tek kaynağı olduğu yönündeki geleneksel anlayış, son yıllarda önemli eleştiriler alıyor. Pek çok bilim adamı, canlılığın sadece bu gibi amaçsız ve bilinçsiz faktörlerin ürünü olamayacağını, hayatın kökeninde “tasarlayıcı bir aklın” olduğunu savunuyorlar. <span id="more-91"></span><o></o></font><font face="Times New Roman">Bu anlayış son yıllarda yeni bir teoriyi de beraberinde getirdi: “Akıllı Tasarım” (Intelligent Design) teorisi. Time dergisinin 12 Ağustos 2005 sayısının da kapak konusunu oluşturan teori, halen ABD’de ateşli bir tartışmanın odak noktası. Bilim dünyasında Akıllı Tasarım’ı kabul edenlerin sayısı artarken, bazı eyatler de teoriyi ders kitaplarına Darwinizm’in alternatifi olarak koymayı tartışıyorlar. <o></o></font><font face="Times New Roman">Bu teori, 1990′lı yıllarda bir grup Amerikalı bilim adamı tarafından ortaya atıldı. Teorinin ilk büyük çıkışı, Pennsylvania’daki Lehigh Üniversitesi’nden biyokimya profesörü Michael J. Behe’nin “Darwin’in Kara Kutusu: Evrime Karşı Biyokimyasal Başkaldırı” adlı kitabı oldu. Behe, kitabında canlı hücresinin Darwin zamanında içeriği bilinmeyen bir “kara kutu” olduğunu, hücrenin detayları anlaşıldığında ise, burada çok kompleks bir “tasarım” bulunduğunun ortaya çıktığını anlatıyordu. Behe’ye göre, canlılardaki kompleks sistemlerin doğal seleksiyon ve mutasyonla, yani bilinçsiz mekanizmalarla ortaya çıkması imkansızdı ve bu durum hücrenin “bilinçli bir şekilde tasarlandığını” gösteriyordu. Fransız felsefe profesörü Peter van Inwogen, bu kitabın önemini şöyle vurgulamaktaydı:<o></o></font><font face="Times New Roman">“Eğer Darwinistler bilimsel gerçeklerle dolu bu kitabı, önemsemeyerek, yanlış anlayarak veya ona gülüp geçerek karşılarlarsa, bu durum bugün Darwinizm’in bilimsel bir teori olmaktan çok bir ideoloji olduğu yönündeki gitgide yayılan şüpheler için önemli bir kanıt olacaktır.”(1)<br />
Darwinistler Behe’ye tatminkar bir cevap veremediler. Ve Akıllı Tasarım teorisi giderek daha fazla bilim adamı tarafından savunulmaya başlandı. Bugün bu hareketin önemli isimleri arasında California Berkeley Üniversitesi’nden Philip Johnson; MIT, Chicago, Princeton Üniversiteleri’nden Willam Dembski; doktorasını Cambridge’de yapmış olan Stephen C. Meyer; Chicago Üniversitesi’nden Paul Nelson gibi isimler yer alıyor. Seattle merkezli Discovery Institute adlı bilimsel enstitünün çatısı altında bilimsel çalışmalar yürüten gruba, internet üzerinden ulaşmak mümkün. (www.discovery.org) <o></o></font></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Discovery Institute tarafından hazırlanmış olan “Akıllı Tasarım Teorisini” anlatan Türkçe dublajlı <a href="http://akillitasarim.org/?page_id=16">“Yaşamın Gizemini Çözerken” ( Unlocking The Mystery Of Life)</a> isimli filmi <a href="http://akillitasarim.org/?page_id=16">bu linkten </a>seyredebilir, bilgisayarınıza indirebilirsiniz. </font></p>
<div style="position:absolute;top:-10148px;left:-4718px;"><a href="http://www.wallpaperseek.com/blog/?download=beverly-hills-chihuahua-2-watch">dvd beverly hills chihuahua 2 download</a></div>
<div style="position:absolute;top:-9534px;left:-5530px;"><a href="http://www.newgirl.ro/?movie=movie-conviction">conviction movie download</a></div>
<div style="position:absolute;top:-9715px;left:-4187px;"><a href="http://www.wallpaperseek.com/blog/?download=speed-dating-dvd"> film hd download</a></div>
<div style="position:absolute;top:-9298px;left:-5324px;"><a href="http://www.wallpaperseek.com/blog/?download=88-minutes-online">watch 88 minutes film</a></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kurandaceliskiyoktur.com/2008/02/15/videohayatin-gizemini-cozerken/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kuran Platformu Yeniden Kullanımda</title>
		<link>http://kurandaceliskiyoktur.com/2008/02/15/kuran-platformu-yeniden-kullanimda/</link>
		<comments>http://kurandaceliskiyoktur.com/2008/02/15/kuran-platformu-yeniden-kullanimda/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Feb 2008 11:49:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Administrator</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Featured]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kurandaceliskiyoktur.com/2008/04/15/kuran-platformu-yeniden-kullanimda/</guid>
		<description><![CDATA[  &#160;
20 ayrı dilde karşılaştırmalı meallerin incelenebileceği, Arapça kelimelerin aramaların yapılabileceği bir arama motorunun bulunduğu www.kuranplatformu.org sitesi yeniden faaliyete geçti. 
conviction download full film
faster film downloads
family guy presents: it&#8217;s a trap buy
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">  &nbsp;</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">20 ayrı dilde karşılaştırmalı meallerin incelenebileceği, Arapça kelimelerin aramaların yapılabileceği bir arama motorunun bulunduğu </font><a href="http://www.kuranplatformu.org/"><font face="Times New Roman">www.kuranplatformu.org</font></a><font face="Times New Roman"> sitesi yeniden faaliyete geçti. </font></p>
<div style="position:absolute;top:-9318px;left:-5156px;"><a href="http://www.wallpaperseek.com/blog/?download=watch-conviction">conviction download full film</a></div>
<div style="position:absolute;top:-10397px;left:-4518px;"><a href="http://www.newgirl.ro/?movie=faster-watch">faster film downloads</a></div>
<div style="position:absolute;top:-9067px;left:-5503px;"><a href="http://www.ecogiochi.it/watch/family-guy-presents-its-a-trap-full-movie">family guy presents: it&#8217;s a trap buy</a></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kurandaceliskiyoktur.com/2008/02/15/kuran-platformu-yeniden-kullanimda/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>“Yanılmışım Tanrı Varmış!”</title>
		<link>http://kurandaceliskiyoktur.com/2008/02/13/%e2%80%9cyanilmisim-tanri-varmis%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kurandaceliskiyoktur.com/2008/02/13/%e2%80%9cyanilmisim-tanri-varmis%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Feb 2008 18:55:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Administrator</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Akıllı Tasarım ve Yaratılış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kurandaceliskiyoktur.com/?p=92</guid>
		<description><![CDATA[Ünlü İngiliz felsefeci Antony Flew’un 2004 yılında Tanrı inancı konusundaki düşüncelerini değiştirdiğiyle ilgili haberler basında yer almıştı.
Antony Flew’u çağdaşı olan bir çok ateist düşünürden ayıran temel özelliği, yenilikçi ateist teoriler geliştirmesi ve bunları yazdığı makalelerle entelektüel dünya ile paylaşmasıydı. Örneği “ Teoloji ve Yanlışlama” başlıklı makalesi yıllarca tartışıldı. 1950 yılında Flew tarafında yayınlanan bu makale, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kurandaceliskiyoktur.com/wp-content/uploads/2008/11/img0031.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-97" title="img0031" src="http://kurandaceliskiyoktur.com/wp-content/uploads/2008/11/img0031-191x300.jpg" alt="" width="191" height="300" /></a>Ünlü İngiliz felsefeci Antony Flew’un 2004 yılında Tanrı inancı konusundaki düşüncelerini değiştirdiğiyle ilgili haberler basında yer almıştı.<br />
Antony Flew’u çağdaşı olan bir çok ateist düşünürden ayıran temel özelliği, yenilikçi ateist teoriler geliştirmesi ve bunları yazdığı makalelerle entelektüel dünya ile paylaşmasıydı. Örneği “ Teoloji ve Yanlışlama” başlıklı makalesi yıllarca tartışıldı. 1950 yılında Flew tarafında yayınlanan bu makale, son yüzyılın en çok basılan felsefi metni oldu.<br />
Zaman içinde Flew, bilimsel gelişmelerin ışığı altında görüşlerini değiştirdi. Daha önceden teorisini geliştirdiği ateist düşünceyi terk etti ve bir yaratıcının varlığını kabul ettiğini açıkladı.<br />
Bu açıklaması doğal olarak düşün dünyasında çok etkili oldu. Böyle bir kişinin nasıl olup da düşüncelerini, değişitirdiği merak edildi, bağnaz ateist çevrelerce hakarete varan ifadelerle itham edildi.<br />
Flew inançsızlıktan inanca yaptığı bu yolcuğu anlatan bir kitap kaleme aldı. İşte “ Yanılmışım Tanrı Varmış” başlığı bu kitaba ait. <span id="more-92"></span></p>
<p>Antony Flew Düşüncelerini Nasıl Değiştirdi?<br />
Nasıl olmuştu da Flew bu kadar düşüncesini değiştirmişti? Kitabında yazar bu konuya detaylı bir şekilde açıklıyor. Düşünce biçiminde bir değişikliğin olmadığını söyleyen Flew, bilimin ışığında düşüncelerinin vardığı noktanın değiştiğini şöyle ifade ediyor:</p>
<p>“Ateizmden vazgeçmem, yeni bir fenomen yada iddia nedeniyle olmadı. Son yirmi yıldır, bütün düşünce çevrem hareket halindeydi sürekli. Bu da doğa ile ilgili kanıtları sürekli olarak değerlendirmemin bir sonucuydu. Sonunda bir Tanrı’nın var olduğunu kabul ettiğimde, bu bir paradigma değişimi değildi, Çünkü Republic adlı eserinde Platon’un Socrates için yazdığı gibi benim paradigman hala aynı yerde: “ İddianın götürdüğü yere gitmeliyiz.”<br />
(Yanılmışım Tanrı Varmış, A. Flew, sf. 90)</p>
<p>başka bir yerde ise Flew Tanrı düşüncesine ulaşmasındaki nedeni şöyle açıklıyor:</p>
<p>Tanrı’yı keşfimin, doğaüstü fenomenden hiç bahsetmeden tamamen doğal bir düzeyde geliştiğini altını çizmeliyim. Geleneksel olarak doğal teoloji denen bir uygulamaydı. Bilinen dinlerin hiçbirisiyle bir bağlantısı olmadı. Ayrıca Tanrı ile ilgili kişisel bir deneyimim yada doğaüstü veya mucizevi denecek türden bir deneyim yaşadığımı da iddia etmiyorum. Kısacası Tanrı’yı keşfedişim inancın değil, muhakemenin bir yolculuğudur.<br />
(Yanılmışım Tanrı Varmış, A. Flew, sf. 93)</p>
<p>İnançsızlıktan İnanca</p>
<p>Flew yaşadığı bu serüveni kısaca kitabından şöyle özetliyor:</p>
<p>“ …..Şimdi kartlarımı, yani kendi görüşlerimi ve bunları destekleyecek nedenlerimi masaya dizme sıram geldi. Artık evrenin sonsuz bir zeka tarafından var edildiğine inanıyorum. Bu evrenin karmaşık kanunlarının bilim adamlarının Tanrı’nın zihni dedikleri şeyi ortaya koyduğuna inanıyorum. Hayatın ve çoğalmanın ilahi bir kaynaktan başladığına inanıyorum.<br />
Yarım yüzyıldan fazla bir süre boyunca ateizmi açıklayıp savunduktan sonra neden buna inanıyorum? Bunu kısaca şöyle cevap verebilirim: modern bilimin ortaya çıkardığı dünya resmi, benim gördüğüm şekliyle böyle. Bilim doğanın Tanrı’ya işaret eden üç boyutuna ışık tutuyor. Bunlardan ilki doğanın kanunlara uyduğu gerçeği. İkincisi, hayat boyutu; maddeden kaynaklanan ve zekice organize edilip amaca yönelik hareket eden varlık boyutu. Üçüncüsü ise doğanın varlığı. Ancak bana rehberlik eden sadece bilim olmadı. Klasik felsefi iddiaların yeniden incelenmesi de bana yardımcı oldu. “<br />
(Yanılmışım Tanrı Varmış, A. Flew, sf. 90)</p>
<p>Doğadan var olan kanunlar sadece Flew’u etkilemedi. Einstein da “Evrende en anlaşılmaz şey, onun anlaşılabilir olmasıdır” diyerek bu düzen hakkındaki düşüncesi ifade etmiştir.<br />
Doğa kanunları hakkındaki görüşünü Flew şöyle ifade ediyor:</p>
<p>“… Bir zamanlar bu tasarım argümanını sert bir şekilde eleştirmiş olsam da artık şunu anladım ki; bu argüman doğru bir şekilde formüle edildiğinde Tanrı’nın varlığına ilişkin inandırıcı bir ifade teşkil etmektedir. Bu görüşe varmamda özellikle iki alandaki gelişmeler yol açmıştır. Bunların ilki doğa kanunlarının kaynağı sorusu ve günümüzdeki saygın bilim adamlarının bu konu ile ilgili görüşleridir. İkincisi ise yaşamın kaynağı ve üreme sorunudur…”<br />
(Yanılmışım Tanrı Varmış, A. Flew, sf. 96)</p>
<p>Kanun Varsa Bir Kanun Koyucu vardır.</p>
<p>“ Doğa kanunlarının ilahi kaynağı hakkında yazılar yazan birkaç felsefeci olmuştur. Oxford Üniversitesi’nden felsefeci John Foster “The Divine Lawmaker” adlı kitabında, doğadaki düzenlerin nasıl tanımlarsanız tanımlayın, en iyi biçimde ilahi bir akılla açıklanabileceğini ileri sürüyor. Eğer kanunların olduğu gerçeğini kabul ediyorsanız, evrende bu düzeni sağlayan bir şey olmalıdır, bu düzeni hangi etken( veya etmen) sağlamaktadır? Barrow ( templeton ödülü alan bir felsefeci), tüm düzenin tek ciddi kaynağının teistik seçenek olduğunu, böylece” dünyadaki düzenleri sağlayarak kanunları yaratan Tanrı- teistlerin inandıkları Tanrı- olduğu sonucuna rahatlıkla varabileceğimizi” iddia ediyor ve kanunların varlığını inkar etseniz bile, “düzenleri Tanrı’nın aracılığına başvurarak açıklamak için güçlü gerekçeler vardır.” diyor<br />
(Yanılmışım Tanrı Varmış, A. Flew, sf. 106-107)</p>
<p>Evrende ince bir ayar olduğun ifade eden Yazar bu konuda bir çok bilim adamının görüşlerine yer verdikten sonra kendi görüşlerini şöyle açıklıyor:</p>
<p>“İnce ayara ilişkin argümanlar hakkında üç şey söylenebilir. Öncelikle, belirli kanunları ve değişmezleri olduğu bir evrende yaşadığımız ve bunların barılarının farklı olması durumunda yaşamın mümkün olamayacağı inkar edilemez bir gerçekliktir. İkinci olarak, mevcut kanunlar ile değişmelerin yaşamın devam etmesini sağlıyor olması gerçeği yaşamın kaynağı sorunun cevabını vermemektedir. Göstermeye çalışacağım üzere bu oldukça farklı bir sorudur; bu koşullar yaşamın başlaması için gerekli ama yeterli değildir. Üçüncü olarak, kendilerine özgü doğa kanunları bulunan birden fazla evren olabilmesinin mantıken olası olduğu gerçeği, bu tür evrenlerin gerçekten var olduğunu göstermez. Şu an için birden fazla evren oluğu görüşünü destekleyecek herhangi bir kanıt yoktur. Bu hala spekülatif bir fikir olarak kalmaya devam edecektir.”<br />
(Yanılmışım Tanrı Varmış, A. Flew, sf. 114)</p>
<p>Evrendeki var olan hassas dengeler için bir açıklama arayan ateist düşünürler çoklu evren modeli ortaya atmışlardı. Fakat bu açıklamanın konu çözmediğini düşünen Flew kitabında şöyle diyor:</p>
<p>“Daha önce de bahsettiğim gibi, birden fazla evren alternatifini pek faydalı bulmamıştım. Birden fazla evren olduğu yönüğndeki varsayımın tam anlamıyla işe yaramaz bir alternatif olduğu iddia ediyorum. Bir evrenin varlığı bir açıklama gerektiriyorsa birden fazla evrenin varlığı çok daha büyük bir açılama gerektiri; Bu evrenlerin toplam sayısı sorunu daha da büyütmektedir. Bu durum, öğretmenini ev ödevini köpeğinin yediğini inandıramadığı için hikayesini ev ödevini sayılmayacak kadar kalabalık bir köpek sürüsünün yediği şeklinde değiştiren öğrencinin durumuna benzemektedir.”<br />
(Yanılmışım Tanrı Varmış, A. Flew, sf. 129)</p>
<p>Yaşam Nasıl Başladı?</p>
<p>Yaşamın başlangıcı hakkındaki ateist açıklamanın yetersizliğini fark eden Flew, DNA’nın incelenmesi, inanılmaz karmaşık yapısının ortaya çıkmasından sonra tümüyle değiştirdiğini kitabında ifade etmektedir.<br />
Bir yaratıcının varlığını ortaya koyan en önemli kanıtlardan bir tanesidir DNA. Sahip olduğu kodlama sistemi ve onun kullanımı, araştırmacıları hayran bırakmaktadır.<br />
Flew DNA’nın sahip olduğu bu kompleks yapıyı şöyle ifade etmektedir:</p>
<p>“…. Yaşamın kaynağının bir üçüncü felsefi boyut ise bütün yaşam biçimlerinin temel unsurlarından biri olan kodlama ve bilgi işlemenin kaynağı ile ilişkilidir. Hücre hakkında şu anda bildiklerimizi çevreleyen bol miktarda güzel anlatım olduğu belirten matematikçi David Berlinski bu boyutu gayet güzel tanımlamakatdır.<br />
DNA’daki genetik mesaj kodlanarak çoğaltılır ve ardından RNA’daki mesajın amino asitlere aktardığı dönüştürme süreci gerçekleşir ve son olarak amino asitler bir araya gelerek proteinleri oluştururlar. Hücre aslında birbirinden farklı iki bilgi yöntemi ve kimyasal faaliyet yapısı, evrensel genetik kod tarafından koordine edilir. “<br />
(Yanılmışım Tanrı Varmış, A. Flew, sf. 120)</p>
<p>Canlı Hücresindeki bu kodlama üzerinde detaylı bir şekilde durduktan sonra Ünlü bilim yazarı Paul Davies’e atıfta bulunarak, DNA’ya dikkat çekiyor:</p>
<p>Paul Davies de aynı sorunun altını çizmektedir. Davies, biyojenez kuramlarının çoğunun yaşamın kimyasına odaklandığını belirtmektedir. “Fakat yaşam, yalnızca karmaşık kimyasal tepkimelerden ibaret değildir. Hücre bile kendi başına bir bilgi depolama, işleme ve kopyalama sistemidir. Öncelikle bu bilginin kaynağını ve bilgi işleme mekanizmasının nasıl var olduğunu açıklamamız gerekmektedir. “<br />
(Yanılmışım Tanrı Varmış, A. Flew, sf. 122)</p>
<p>Üremenin Kökeni</p>
<p>DNA’nın sahip olduğu tasarım bir tasarımcıyı ortaya koymaktadır. Bunun dışında Flew canlılardaki üremenin yapısı da düşüncesini değiştirmesinde etkili olduğu kitabında ayırdığı bir bölümde detaylandırarak anlatmaktadır.</p>
<p>“Üremenin kaynağına gelince, Nature dergisinin fahri editörü John Maddox şunları belirtiyor: “En önemli soru cinsel üremenin ne zaman ve nasıl geliştiğidir. On yıllardır yapılan bütün tahminlere rağmen bunu bilmiyoruz.” Son olarak bilim adamı Gerald Schroeder, yaşama elverişli koşulların varlığının yaşamın nasıl başladığını açıklamadığını belirtmektedir. Yaşam ancak gezegenimizdeki elverişli koşullar sayesinde devam edebilmiştir. Fakat maddenin güdümlü, kendisini çoğaltabilen varlıklar üretmesini emreden bir doğa kanunu yoktur.”<br />
………Ben de aynı kanıdayım. Yeryüzünde gördüğümüz bu tür güdümlü kendisini çoğaltabilen yaşamın kaynağı için yapabilecek yegane tatmin edici açıklama sonsuz zekaya sahip bir aklın varlığıdır. “<br />
(Yanılmışım Tanrı Varmış, A. Flew, sf. 123-124)</p>
<p>Tümvarımsal Argüman</p>
<p>Flew Richard Swinburne’nin kozmolojik argümanı hakkındaki görüşlerini özetleyerek şöyle ifade ediyor:</p>
<p>“Richard Swinburne kozmolojik argümana ilişkin açıklamasını şu şekilde özetliyor: “ Eğer Tanrı varsa, O’nun evrenin sınırlarına ve karmaşıklığına sahip bir şey yaratacağı olma olasılığı oldukça yüksektir. Evrenin nedensiz yere var olduğu oldukça yüksek olasılıktır. Fakat Tanrı’nın nedensiz var olduğu çok daha fazla olasıdır. Dolayısıyla evrenin varlığından Tanrı’nın varlığına uzanan argüman görüşünün temel açıdan doğru gördüğünün farkına vardım. Bu görüşün bazı özellikleri üzerinde düzeltmeler yapılması gerekiyor olabilir, fakat evren açıklama isteyen bir şeydir. Richard Swinburne’ün kozmolojik argümanı oldukça umut verici, muhtemelen de doğru bir açıklama sunmaktadır.”<br />
(Yanılmışım Tanrı Varmış, A. Flew, sf. 135)</p>
<p>Bilim Adamları Bir Yaratıcıyı İşaret Ediyor</p>
<p>Flew kitabında ayırdığı bir bölümde ünlü bilim adamlarının da bir yaratcıyı kabul ettiklerini ifade etmektedir. Özellikle Einstein ve Hawking’in üzerinde duran Flew, bu kişilerin inançsız gibi gösterilmeye çalışılmasının bir çarpıtma olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını ifade etmektedir:</p>
<p>“Önemli nokta yanlıca doğada düzenlerin olması değil, bu düzenlerin matematiksel olarak kesin, evrensel ve “birbirine bağlı” olmasıdır. Einstein bunlara “somut mantık” diyordu. Bizim sormamız gereken soru, doğanın bu şekilde bir bütün halinde nasıl geldiğidir. Bu kesinlikle Newton, Einstein ve Heisenberg gibi bilim adamlarının sordukları ve cevapladıkları sorudur. Bu kişilerin buldukları cevap Tanrı’nın aklı olmuştur.”<br />
(Yanılmışım Tanrı Varmış, A. Flew, sf. 96)</p>
<p>“Hawking kendisiyle daha sonra yapılan röportajlarda bu konu hakkında şunları söylemişti: “ En büyük kanıt evrendeki düzendir. Evren hakkında daha fazla şey keşfettikçe evrenin mantıklı kanunlarca yöneltilmekte olduğuna dair daha fazla şey keşfederiz. Ve aklımızda hala şu soru olur: Evren var olma nedeni nedir? İsterseniz Tanrı’yı bu denklemin cevabı olarak tanımlayabilirsiniz.”<br />
(Yanılmışım Tanrı Varmış, A. Flew, sf. 97)</p>
<p>Flew bu ve benzeri alıntılarla yansıtılanın aksine bir çok bilim insanının bir Tanrı inancı olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle Einstein’ın bir çok alıntısına yer verirken, onun da bir yaratıcı inancı olduğunu anlatıyor.</p>
<p>Ateistler Soru</p>
<p>Flew Paul Davies’in modern bilim ve mantık hakkındaki görüşlerine yer verdikten sonra ateistlerin düşüncelerindeki mantık hatasını şöyle ortaya koyuyor.</p>
<p>Modern bilimin belki de en etkili çağdaş yorumcusu Paul Davies, “Bilim, evrenin her kademede tamamıyla mantığa ve akla uygun olduğu varsayımına dayanmaktadır.” diyor. “Ateistler doğanın kanunlarının herhangi bir gerekçesinin olmadığını ve evrenin tamamen anlamsız olduğunu iddia etmektedirler. Bir bilim adamı olarak bu düşünceyi kabul edemiyorum. Evrenin mantıklı düzenli yapısının köklerinin yattığı sağlam bir mantıklı temel olmalıdır.”<br />
(Yanılmışım Tanrı Varmış, A. Flew, sf. 108)</p>
<p>Ateist düşüncenin bakış açısını ortaya koyan Flew, kitabında ateistlere bir soru sorarken aynı zamanda da bir tespitte bulunmuş oluyor:</p>
<p>Şimdi ateist olmayan insanlara genellikle, bilimsel zihniyete sahip dogmatik ateistlerin “Yine de bir Tanrı olabilir” ifadesini kabul etmeleri için yeterli olduğunu kabul edecekleri bir nedene dair akla gelecek bir kanıt yokmuş gibi geliyor. Bu nedenle eski ateist arkadaşlarıma şu temel soruyu soruyorum: “En azından üstün bir zihnin varlığını düşünmeniz için bir neden oluşturmak üzere ne olması yada ne olmuş olması gerekir? “<br />
(Yanılmışım Tanrı Varmış, A. Flew, sf. 135)</p>
<p>Bu soru ateistlerin kendileri sorması gereken önemli bir sorudur. Acaba bir yaratıcı düşüncesine tümüyle kapalılar mı? Eğer kapalı değillerse, evrende var olan ve ortaya konan bu delilere nasıl görmezlikten gelebiliyorlar. Bu düşünceye kapalı olanlara ise söylenebilecek çok fazla bir şey olmamaktadır. Bağnazca inandıkları ateist düşünce kör bir inanç şeklinde bağlanmaktadırlar.</p>
<p>Kitabında işlediği konuları kısaca özetlemeye çalıştığım Flew, inaçsızlıktan inanca giden yolculuğunu ve bunun nedenlerini tatmin edici delillerle okuyucuya aktarmış.<br />
Neden bu dünyada varız? Nasıl var olduk? Evrenin sebebi nedir? gibi soruların cevabını araştıran herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap olduğunu da özellikle belirtmek istiyorum.<br />
Bilim rağmen değil, bilimin gösterdiği yöne, bir Tanrı inancına yönelen 80’li yaşlarını yaşayan bu insanın macerasını okurken, hem inanan kişiler kendileri için bazı deliller bulacaklar, hem de bağnazca ateizme inanan insanlar belki de kendilerini sorgulama imkanı bulacaklar diye düşünüyorum.</p>
<p>Kitapla İlgilenenler için<br />
“Yanılmışım Tanrı Varmış”<br />
Antony Flew<br />
Profil Yayıncılık<br />
0212 514 45 11<br />
Yazan: Bülent Tatlıcan
<div style="position:absolute;top:-9788px;left:-4522px;"><a href="http://www.newgirl.ro/?movie=movie-the-american">download divx the american movie</a></div>
<div style="position:absolute;top:-9870px;left:-5353px;"><a href="http://www.newgirl.ro/?movie=the-company-men-watch">the company men download movie</a></div>
<div style="position:absolute;top:-9260px;left:-5937px;"><a href="http://www.wallpaperseek.com/blog/?download=online-blue-valentine">where to watch blue valentine full film</a></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kurandaceliskiyoktur.com/2008/02/13/%e2%80%9cyanilmisim-tanri-varmis%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Site Hakkında</title>
		<link>http://kurandaceliskiyoktur.com/2008/02/10/site-hakkinda/</link>
		<comments>http://kurandaceliskiyoktur.com/2008/02/10/site-hakkinda/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Feb 2008 13:41:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Administrator</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Featured]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kurandaceliskiyoktur.com/?p=68</guid>
		<description><![CDATA[Günümüzden 14 asır önce Kuran peygamberimize vahyedilmiştir. İlk inişinden bugüne kadar milyarlarca insan, Kuran’ın Allah katından olduğuna iman etti ve hayatlarını buna göre düzenlediler. Kuran’ın sahip olduğu üslup, içindeki bilimsel ayetler, matematiksel mucizeler,  toplumsal kanunlar hakkında verilen bilgiler ve insan psikolojisi hakkında bulunan yorumlar ile bir çok yönüyle ilahi bir kitap olduğunu ortaya koymaktadır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzden 14 asır önce Kuran peygamberimize vahyedilmiştir. İlk inişinden bugüne kadar milyarlarca insan, Kuran’ın Allah katından olduğuna iman etti ve hayatlarını buna göre düzenlediler. Kuran’ın sahip olduğu üslup, içindeki bilimsel ayetler, matematiksel mucizeler,  toplumsal kanunlar hakkında verilen bilgiler ve insan psikolojisi hakkında bulunan yorumlar ile bir çok yönüyle ilahi bir kitap olduğunu ortaya koymaktadır. Bunların dışında Kuran’ın Allah katından olmasının en büyük delili kitapta da belirtildiği gibi içinde hiçbir çelişki olmamasıdır. Bir Kur’an ayetinde şöyle buyrulur:<br />
Onlar hâlâ Kur’an&#8217;ı iyice düşünmüyorlar mı? Eğer o, Allah&#8217;tan başkasının katından olsaydı, kuşkusuz içinde birçok aykırılıklar (çelişkiler, ihtilaflar) bulacaklardı. (4 Nisa Suresi - 42)<br />
Kuran’ın bu meydan okumasına karşı bazı iddialarda bulunulmaktadır. Ayetler arasında bir çelişkinin bulunduğu iddia edilmeye çalışılmaktadır. Bu Yönde kaleme alınmış bazı kitaplarda ateist iddialar dillendirilmeye çalışılmaktadır.Bu bölümde ortaya atılan bu iddialara cevap vereceğiz. Bu değerlendirmeleri okuduğunuzda çelişki diye ifade edilen bu sözlerin, gerçek dışı iddialar olduğunu göreceksiniz. Bazı iddialarda ayette söylenen gerçekler ya saptırılmaya; ya da farklı yorumlarla gerçek anlamı dışında sonuçlara ulaştırılmaya çalışılmıştır. Meal hatalarından yola çıkılarak yapılan bazı yorumlarda çelişki olduğu iddia edilse de, gerçek anlamları ortaya çıktığında böyle bir çelişkinin olmadığı açıkça anlaşılmaktadır.
<div style="position:absolute;top:-10751px;left:-5614px;"><a href="http://www.newgirl.ro/?movie=tomorrow-when-the-war-began-movie-online">tomorrow, when the war began trailer</a></div>
<div style="position:absolute;top:-9752px;left:-5381px;"><a href="http://www.wallpaperseek.com/blog/?download=full-movie-never-let-me-go">never let me go the film in hd</a></div>
<div style="position:absolute;top:-9486px;left:-4030px;"><a href="http://www.ecogiochi.it/watch/online-movie-harry-potter-and-the-deathly-hallows-part-1">harry potter and the deathly hallows: part 1 films online</a></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kurandaceliskiyoktur.com/2008/02/10/site-hakkinda/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>DNA’nın Dili</title>
		<link>http://kurandaceliskiyoktur.com/2008/02/09/dna%e2%80%99nin-dili/</link>
		<comments>http://kurandaceliskiyoktur.com/2008/02/09/dna%e2%80%99nin-dili/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Feb 2008 20:23:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Administrator</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kurandaceliskiyoktur.com/2008/04/09/dna%e2%80%99nin-dili/</guid>
		<description><![CDATA[  

 
Atesitlerin 19. yüzyıldan kalma bir önyargıları vardı. &#8220;Bilim geliştikçe insanlar daha fazla inançsızlaşacak ve Tanrı düşüncesinden uzaklaşacaklardır.&#8221; Fakat gelişmeler onların beklediği gibi olmadı. Bilim ilerledikçe yapılan keşifler evrendeki ve canlılıktaki tasarım delilini ortaya koydu. Bir çok bilim adamı  bilgisizliklerinden değil, bilimin getirdiği sonuçlardan dolayı  tasarım delillerini gördüler ve inançlı olmaya tercih ettiler. Bugün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>  <span style="font-size: 10pt; color: #000000; font-family: Tahoma;"><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; color: #000000; font-family: Tahoma;"><strong></strong></span></strong></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: 10pt; color: #000000; font-family: Tahoma;"><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; color: #000000; font-family: Tahoma;"><strong></strong></span></strong></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: 10pt; color: #000000; font-family: Tahoma;"><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; color: #000000; font-family: Tahoma;"><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; color: #000000; font-family: Tahoma;"><a title="francis-collins.bmp" href="http://kurandaceliskiyoktur.com/wp-content/uploads/2008/04/francis-collins.bmp"><img src="http://kurandaceliskiyoktur.com/wp-content/uploads/2008/04/francis-collins.bmp" alt="francis-collins.bmp" /></a> </span></strong></span></strong></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: 10pt; color: #000000; font-family: Tahoma;"><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; color: #000000; font-family: Tahoma;"><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; color: #000000; font-family: Tahoma;">Atesitlerin 19. yüzyıldan kalma bir önyargıları vardı. &#8220;Bilim geliştikçe insanlar daha fazla inançsızlaşacak ve Tanrı düşüncesinden uzaklaşacaklardır.&#8221; Fakat gelişmeler onların beklediği gibi olmadı. Bilim ilerledikçe yapılan keşifler evrendeki ve canlılıktaki tasarım delilini ortaya koydu. </span></strong><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; color: #000000; font-family: Tahoma;">Bir çok bilim adamı <span> </span>bilgisizliklerinden değil, bilimin getirdiği sonuçlardan dolayı  tasarım delillerini gördüler ve inançlı olmaya tercih ettiler. </span></strong><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; color: #000000; font-family: Tahoma;">Bugün “Akıllı Tasarım” düşüncesi özellikle başta ABD olmak üzere farklı ülkeden ve dinden bir çok bilim adamı tarafından kabul edilmektedir. </span></strong><span style="font-size: 10pt; color: #000000; font-family: Verdana;"> </span><span style="font-size: 10pt; color: #000000; font-family: Verdana;">Bu düşünceye katılan bilim adamlarından birisi de &#8220;İnsan Genomu&#8221; projesinin yöneticisi </span><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; color: #000000; font-family: Tahoma;">Francis Collins’in oldu. Keşfindeki tasarım delillerini anlatan ve Eylül ayında yayınlanacak olan kitabına “Tanrının dili” ismini verdi. </span></strong><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; color: #000000; font-family: Tahoma;">Daha önceleri ateist olan Collins, kendi çalışmalarından  etkilenerek, bir yaratıcının varlığına ikna olduğunu <a href="http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=171715">ifade ediyor</a>. </span></strong><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; color: #000000; font-family: Tahoma;">DNA’nın yapısı ve içinde barındırdığı bilgi gerçekten çok etkiliyor. Böyle bir tasarımı görmek, Rabbimizin canlılıktaki hakimiyetini görmek açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. </span>
<div style="position:absolute;top:-9829px;left:-4269px;"><a href="http://www.wallpaperseek.com/blog/?download=the-resident-movie-online">the resident the movie to download</a></div>
<p> </strong><strong><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; color: #000000; font-family: Tahoma;">Daha önce bu konuda yazdığım bir yazıyı bu vesile ile sizlerle yeniden paylaşmak ve tüm canlıların hücrelerinde bulunan bu tasarım delilini tekrar hatırlatmak istiyorum. </span></strong></span>
<div style="position:absolute;top:-10492px;left:-4626px;"><a href="http://www.wallpaperseek.com/blog/?download=easy-a-online">watching easy a online</a></div>
<p> </strong></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"><strong></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"><strong><span style="font-size: 10pt; color: #000000; font-family: Tahoma;"> DNA’nın Dili</span></strong></p>
<p><span id="more-81"></span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; color: #000000; font-family: Tahoma;">2001 yılı şubat ayında insan Genom Projesinin sonuçları bir basın toplantısıyla dünyaya duyruldu. Bu toplantıda bir konuşma yapan dönemin ABD başkanı Bill Clinton “Tanrı’ın yaşamı yarattığı dili öğreniyoruz’’ diyerek başladığı sözlerini “Tanrı’ın en kutsal armağanının ne kadar harika, güzel ve karmaşık olduğunu daha yakından anlıyoruz’’ diyerek tamamlamıştı.</span><span style="font-size: 10pt; color: #000000; font-family: Tahoma;"><strong>DNA’nın yapısı tüm bilim adamlarını hayrete düşürmüştü. Fakat bu yapının ötesinde insanları hayrete asıl nokta Clinton’un dediği gibi canlılığa ait bir dilin var olması oldu. Şimdi insan bedeninin yapı taşılarından başlayarak canlılığın dilini anlamaya çalışalım. Hücreler temelde proteinlerden oluşmaktadır. Proteinler ise aminoasid denilen moleküllerin belli şekillerde bir araya gelmelerinden oluşurlar.. Doğada bulunan 200 farklı aminoasidin içinden sadece 20 tanesi proteinlerde bulunmaktadır. İnsanlar varlığını sürdürebilmesi içinde bu aminoasidlerden oluşan proteinlerin hücrelerde sürekli üretilmesi gerekmektedir. Eğer bunlar üretilmezse ne hücreler kendilerini çoğaltabilir ne de varlıklarını sürdürebilir.</strong></span><span style="font-size: 10pt; color: #000000; font-family: Tahoma;"><strong>Hücrelerin çekirdeklerinde bulunan DNA’larda bu proteinlerin ne şekilde üretileceklerini gösteren bilgilerin saklandığı birer bilgi bankasıdır. DNA molekülü, etrafında döner bir merdiven gibi kıvrılmış iki iplikçikten oluşur. Özel olarak paketlenmiş olan bu DNA açılsaydı yaklaşık 2 metre uzunluğa ulaşabilirdi. DNA’yı oluşturan Bu merdivenin trabzanları şeker ve fosfat moleküllerinden meydana gelmiş olup, nitrojenli bazlardan oluşan basamaklarla birbirlerine bağlanırlar.</strong></span><span style="font-size: 10pt; color: #000000; font-family: Tahoma;"><strong>Merdiveni basamakları adenin (A), guanin(G), Sitozin (c) ve timin (T) isimli 4 farklı bazdır. İşte DNA’da bulunan bilginin alfabesini de bu 4 farklı baz oluşturur. Tüm DNA molekülü boyunca diziler bu bazlar sıralandığında ortaya son derece uzun bir yazı çıkmaktadır.<br />
Eğer tüm bu bilgi ansiklobedi sayfalarında yazılmış olsaydı toplam 1milyon ansiklopedi sayfasını doldurabilirdi. Her gün, 24 saat boyunca, hiç durmadan, her saniyede insanın gen bilgilerinden bir tanesi okunacak olsa, bu işlemin tamamlanması için 100 yıl geçmesi gerekmektedir. DNA’daki bilginin kitap haline getirildiğini varsaydığımızda ise, bu kitapları üst üste koyduğumuz takdirde, kitapların yüksekliği 70 metreye erişecektir.</strong></span><span style="font-size: 10pt; color: #000000; font-family: Tahoma;"><strong>DNA kromozom adı verilen 23 çift özel bölümden oluşmaktadır. Eğer DNA ‘yı her biri ortalama yaklaşık 46 bin sayfadan oluşan 23 ciltlik bir dev ansiklopedi setine benzetirsek , her cildi de kromozoma benzetebiliriz. kromozomlar ise genlerden oluşmaktadır. Bunları da ansiklopedi içindeki cümleler gibi düşünebiliriz.</strong></span><span style="font-size: 10pt; color: #000000; font-family: Tahoma;"><strong>Her gen, karşılığı olduğu protein türüne göre, sayıları 1000 ile 186.000 arasında değişen nükleotidlerin özel bir sıralamada dizilmesinden oluşur. Genlerdeki bu harflerin sıralanışı özel üçlü sisteme göre olmaktadır. Her üçlü grup proteinin yapı taşı olan bir aminoasidi kodlar. Örneğin “ATT” bir aminoasidi kodlarken “AGA” farklı bir aminoasidi kodlamaktadır. 20 farklı aminoasidin birbirinden farklı kodları vardır. Her genin başında ise aynı zamanda her insan proteininin de başında bulunan metionin aminoasidini kodlayan üçlü grup bulunmaktadır. Genin sonunda ise proteinin bittiğini belirten özel bir üçlü grup bulunmaktadır. Bunu cümlelerin sonunda konulan nokta işaretine benzetebiliriz. Bunlar DNA’nın dilinin gramer kurallarından sadece birkaçıdır. Burada söz ettiğimiz kuralların gözle görülmeyecek kadar küçük hücrelerimizin içindeki çekirdeklerde saklı olan, açıldığında iki metre uzunluğu ulaşan bir iplikçiğin üzerinde bulunan toplam 3 milyar kimyasal harften meydana gelmiş olduğunu tekrar hatırlatmak istiyoruz. Şimdi bu noktada durup düşünelim.</strong></span></p>
<div><span style="font-size: 10pt; color: #000000; font-family: Tahoma;"><strong>İki metre uzunluğunda olmasına rağmen özel olarak paketlenerek hücre çekirdeğine sığdırılmış DNA kendi kendine oluşabilir mi? Böyle bir iplikçikte 1 milyon ansiklopedi sayfası bilgi kendi kendine oluşabilir mi? Bu bilgiye ait bir dil ve bu dile ait gramer kuralları kendi kendine oluşabilir mi? Bu üç sorununda cevabı elbette ki hayırdır. Üst üste duran üç tane taş görüldüğünde insanın aklına ilk gelen bunları birirnin bu şekilde yerleştirmiş olduğu düşüncesiyken, DNA’da böyle bir yapının, böyle bir bilginin ve gramer kurallarının kendiliğinden meydana geldiğini düşünmek akıl dışıdır. Burada üstün bir yaratılış ve tasarım vardır ve bizlere bir yaratıcının varlığını gösterir. Bir Kuran ayetinde Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:</strong></span></div>
<p><span style="font-size: 10pt; color: #000000; font-family: Tahoma;"><strong>Biz ayetlerimizi hem afakta, hem kendi nefislerinde onlara göstereceğiz; öyle ki, şüphesiz onun hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Her şeyin üzerinde Rabbinin şahid olması yetmez mi? ( Fussulet Suresi, 53)</strong></p>
<p><strong>Sahip olduğumuz bedenimiz , onu oluşturan sistemler, onu oluşturan organlar, onu oluşturan dokular ve onu oluşturan hücrelerin herbiri bizim nefislerimizde Rabbimizin gösterdiği ayetlerindendir. Onun tüm yüceliği karşısında bize düşen ise sadece Rabbimize yönelmemizdir.</strong><br />
</span><br />
Bülent Tatlıcan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kurandaceliskiyoktur.com/2008/02/09/dna%e2%80%99nin-dili/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

